Bütün gelişmiş memleketlerde iş yaptığımız insanlar işinin ehli, bilgili, güvenilir, sözüne sadık. Nerede bizimki gibi az gelişmiş memleket var, orada insanlar cahil, saygısız, üçkağıtçı. Köyde olsa, af edersin, davarı emanet etmeyeceğin hödükleri müdür diye karşına çıkartırlar. Kimsenin sözüne güvenemezsin, herkes birbirini kazıklamaya çalışır, vesaire, vesaire...
Yaptığımız her şeyin bir sonucu vardır,gözlemlediğimiz her olay da bir sebepten kaynaklanır. Oysa Allah,zamanın dışındadır. Allah geçmişi ve geleceği birlikte görür.Geçmiş,şimdi,gelecek,hepsi birlikte ve tek. Ne demek bu? Allah için geçmiş gelecekten önce değildir, hepsi birliktedir. Allah zamanın içinde hareket etmez,ona dışarıdan bakar. Zaman yoksa önce ve sonra da yoktur. Önce ve sonra yoksa sebep ve sonuç da yoktur. Zamanın dışındaki bir varlığın yaptıklarının sebebi diye bir şey sorulamaz,çünkü...Çünkü zaman yoksa sebep yoktur.
Duygudaşlık, insan topluluklarının oluşmasını ve bir arada kalmasını sağlar. Birlikte yaşayan ve işbirliği içinde var olmaya çalışan insanların birbirlerinin iyiliğini istemeleri gerekir. Birbirlerinin mutlu etmeye çalışmaları, karşısındakinin mutluluğundan mutluluk duymaları, acısından acı çekmeleri gerekir. Ağlayan birini gördüğünüzde ağlamanızı, gülen birini gördüğünüzde gülmenizi sağlayan bu içgüdüdür. Sıkı dostluk bağlarıyla birbirine bağlı bir topluluk böylece oluşur ve insan her zaman böyle bir topluluk içinde yalnız başına olduğundan daha güçlüdür.
"Ona bir zeka verdiniz ama vicdan vermediniz. Hedefine ulaşmak için her şeyi mübah görüyor. İnsanlara ne zarar vereceğini, ne hissettireceğini önemsemiyor. Kötülük bundan başka nedir ki?"