Bir gelinin duvağında demlendi kader, siz ağıt sandınız
Gücü yetmedi yazgının kalemini tutmaya, siz kader sandınız
Beyaz papatyalar yeşerdi saçlarda, siz yaşlandı sandınız
Bir ağacın cenazesine yasladı boynunu, siz keman sandınız
Fikirlere gebe zihin doğum sancısı çekti, siz baş ağrısı sandınız
Yorgun balık astı kendini oltaya, siz tuttum sandınız
Mevsimler bağrına basmadı kuşu, siz göçtü sandınız
Ağaçlar ayakta ölür, siz ağustosta yaprak döktü sandınız
Şeytana yeminini bozdurdu insan, siz günahı ondan sandınız
Tutunduğu taburesi kaydırdı mahkumu, siz ipi idam sandınız
Mumu bağrına bastığı ip eritti, siz ateş sandınız
Mühim olan ruhtu, siz sureti marifet sandınız
Soğuk payını aldı ateşten, siz ısındık sandınız
Derin olan düzlüktü, siz yokuşu yüksek sandınız
Sahi, siz neyi anladınız?
Ellerine kına yaktım kelimelerin, siz şiir sandınız
~M
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Daha saçları uzamadan ömrü kısaltılan çocuklar, uğursuz diye ötelenen kara kediler, yaramazlık yaptığı için öldürülen köpekler, duvarlara aşina kuşlar ve ters dönmüş tüm kaplumbağalardan hayat adına özür dilerim
Evrende kapladığımız hacmin genişliği kadar değil, ruhumuzun inceliği kadar varız. İnceldikçe sığamadım dünyaya, ahirete taşacağım.. Bulutlara dayadım şimdi merdivenimi, en yüksek düşümden atlayacağım..
-M.