Hiçç

Geçen gün Cuma’da tam tekbir alıyoruz, önümdeki safları sıkıştırmak için arkadan bir oğlan orayı doldurdu ve namaz başladı. Kafamdan aşağı inen ter ayakkabılarımı dolduracaktı neredeyse, namaz mı kıldım, şeytanın gemisinde ayetlerle cehenne- me mi yolculuk ettim anlatamam. Çünkü oğlanıntişörtünün arkasında Örümcek Adam ’ın resmi vardı. Huşusuz, odaklanmasız laf ola beri gele bir namaz kılmış oldum. Namazdan sonra oğlana yetişmiştim. - Ciğerim, üstünde resim varken namaz kılınmaz. - İyi ama abi, resim önümde değil ki arkam da! - E, arkanda ben vardım, Örümcek Adam benim imamım oldu sayende. - İyi ama resim arkamda ağabeyciğim! - N eyse... Allah kabul etsin.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Vaziyet kötü. Herkes sanal âlemden mucize bekliyor. Fındık toplayan abi büyük televizyonlardan keşfedilip şöhret olacak! İyi de on dakika şöhret olup ne olacak? Medyaya malzeme olmaktan öte ne işe yarar bu çaba? Ama yoook, televizyonda görünmek iyidir, felsefe bu. Zavallı küçük adamlar...
Sokakta, evde, balkonda, lokantada bağırarak konuşan, arabalarına garip gürültülü egsoz, motor takan, şamatacı bir toplum olduk. Bütün küçük insanlar en azından gürültü çıkararak dikkatleri üstlerine çekmeye çalışıyorlar. Sıradan ama namuslu bir hayatı kimse istemiyor.
Marlboro içip Amerika’yı zengin etmekten zevk duyarlar, üç kuruş bulunca Avrupa turlarına çıkarlar, en fakirimiz bile her yıl Akdeniz sahillerinde anadan üryan tatil yapıp para harcar ama sıra hacca gelince Araplar’ı bahane ederler.
Kapitalizm, evlilik sürecini tahta parçası mobilyalar ve beyaz eşya satabilmek için yarışa çevirdiğinden bu yana kızlar, evlenecekleri erkekte yüzlerce vasıf aramaya başladılar.