Bir okur ve dil eğitimcisi olarak işim anlatılarla, bir akademisyen olarak ise işim enformasyonla. Sık sık anlatı ve enformasyon arasında sıkıştığımı seziyordum fakat bunu tam olarak tanımlayamıyor, kavramsallaştıramıyordum. Anlatının Krizi’ni okuduktan sonra sorunun enformasyon ve anlatı arasındaki farklılıktan dolayı olduğunu anladım. Akademik çalışmalara odaklandıkça anlatıdan uzaklaşıp enformasyona yöneldiğimi fark ettim. Bu kitabı okurken bir dil eğitimcisi ya da okur olmamın yanı sıra bir birey olarak anlatının hayatımızda ve toplumdaki önemini anladım. Farkındalığımı artıran bir kitaptı, tavsiye ederim.