Gerçek bir distopya. Kendi benliğimizi kaybettiğimizde dünyanın tersine dönmesinin ne kadar kolaylaşabileceğini görebildim. İnsanlar üstünde diktatörlük kurarak sorgulamalarını önlemek kitaplarını ellerinden almakla çok kolay şekilde sağlanabilir. Kitapların yakılması, kütüphanelerin yağmalanması sadece uyanışı geciktirir. Gerçek uyanış düşüncelerimizdedir ve onlara kimse dokunamaz. Bulunduğumuz mağaralardan biraz olsun çıkmamızı sağlayacak kitaplar elimizden alındığında düşüncelerimizi yönlendirecek gücü kaybetmiş oluruz, ne kadar korkunç ve adaletsiz bir dünyayı var edebileceğimizi fark ederiz. Kitapların gücü yadsıyamayacağımız kadar fazladır çünkü her kitabın ardında bir insan vardır. Kitaplar hem bizim arkadaşımız hem de fikirlerimizi doğru bir şekilde oluşturmamızı sağlar. Bu yüzden arkadaşlıklarımızın gücü, yaptığımız ufak bir iyiliğin bir kalbi nasıl dolup taşırdığını bilemeyiz, elimizde şans varken uyanışımızı gerçekleştirmeliyiz. Kendi ellerimizle kendi distopyamızı kurmayalım. Bir şeyleri yorumlamaları için felsefe veya sosyoloji gibi kaygan zeminler kendinize sunun sonu melankoliye çıksa da. Bu dünyaya yalnız kitaplarla tutunabileceğimizi anladığımız da geç olmaması dileğiyle. Kendini kurtar boğulursan da en azından kıyıya doğru gittiğini bilerek ölürsün. İyi okumalar.