A

devleti için evlatlarını feda eden insanları anlayamazlar
Kuva-yı Milliye denilince kalbimi derin bir hüzne sürükleyen, daima acıtan bir hikâye var. Antep'in Fransızlar tarafından işgal edildiği günler. Fransız işgaline, taşkınlık ve zulümlerine karşı yavaş yavaş Kuva-yı Milliye direnişi başlıyor. Kuva-yı Milliye'nin ileri gelenlerinin gizlice toplandığı yerde onlara hizmet eden bir kişi var: Adı Azap Osman. Azap Osman Baraklı Türkmenlerinden fakir bir adam.Günlük ne bulursa onunla yaşıyor. Neyse, Azap Osman, toplantı yerine girip çıktıkça direnişin başladığını ve adama ihtiyaç duyduklarını anlıyor. Giriyor odaya, diyor: "Beni de alın! Ben de savaşayım." Diyorlar ki, "Seni alalım ama silahın yok." "Silah alın" diye çıkışıyor. "Paramız yok silah alamayız." diyorlar. Azap Osman evine dönüyor. Küçük bir kızı var, altı-yedi yaşlarında belki sekiz-dokuz. Elinden tutuyor, düşüyor Halep yoluna. Halep yakın, yaya olarak şehre varıyor. O küçük yavruyu, Halepli bir aileye beş altına evlatlık olarak veriyor. Gidip kendisine bir tüfek alıyor, geliyor, diyor ki: "Tüfeğimi aldık ama, param mermi almaya yetmedi. Tüfek benden mermi sizden." Onu tanıyan Antepliler diyorlar ki, "Savaş bitti, gitti. Azap Osman bu hikâyeyi kimseye anlatmadı. Fakirdi, fakir yaşadı. Kimseden beş kuruş yardım istemedi, yaşadı ve sessiz sedasiz öldü." Ben de diyorum ki, devlet inşa etmek heves değildir. Onun her tuğlasında hiç kimsenin bilmediği çok güçlü bir ruh vardır ve devleti için kendinden bir şey feda etmemiş olanlar, devleti için evlatlarını feda eden insanları anlayamazlar.
Sayfa 198·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yahya Kemal yeniden görünür. "1918" adlı şirini bu defa "1922" adlı şiiriyle tamamlar. "Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi. Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi. Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın, Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın."
Sayfa 204·Kitabı okudu
Alıntı
Bu moral çöküntüsünden bir çıkış yolu bulunmaya çalışıldığı günlerde Akif yeniden ortaya çıkıyor ve "Korkma" diyor. "Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak." "Korkma!" ayettir esasında. Ta-Ha Suresi’nin 68. ayetinde der ki: "Korkma, üstün gelecek olan sensin!"
Sayfa 204·Kitabı okudu
Alıntı
2009 yılıydı. Bosna-Hersek'te görev yaptığım sırada, vaktiyle Yugoslavya'ya göçüp bir Boşnak hanım ile evlenen bir Türk'e rastlamıştık. Kırık bir Türkçeyle konuşuyordu. "Türkçeyi unutmuşsun Beyamca" dedik. Acı acı baktı yüzümüze; "Ne yapayım duvarlar Türkçe konuşmuyor ki." diye cevap verdi. Duvarlar örüldükçe kaybettiğimiz şeyin sadece toprak olmadığını da anlamalıyız
Sayfa 192·Kitabı okudu
Alıntı
Kızılelma
Ömer Seyfettin' in bir hikâyesi vardır, "Kızılelma neresidir.?" diye. Ömer Seyfettin, hikâyesinde bu soruyu sorar ve şöyle bir cevaba ulaşır: Padişah’ın gideceği yer... Ama padişah adına da şunu söyletir, "Halkın ve hakkın istediği yer... Ne Hind, ne Çin, ne Maçin, ne Viyana... Buralar harabelerdir, asıl gidilecek yer halkın istediği ‘şey’dir." Dolaylı olarak meşrutiyet, anayasal düzen gibi konuları telkin eder. Ziya Gökalp ise "Kızılelma" adli şiirinde, Kızılelmanın Turan ülkesi olduğunu ileri sürer. Söylemek istediği şey, köklere dönmek, küllerinden yeniden doğmak. Siyasi ve askeri gücü derin köklerdeki Türk ülkesinde bulmak ve yeniden yükselmek. Yahya Kemal daha ümitsiz durur. "Açık Deniz" adlı şiirinde bu umutsuzluğu çok bellidir. "Mağlupken Ordu yaslı dururken bütün vatan, Her gece rüyama girdi, fatihane bir zan"
Sayfa 188·Kitabı okudu
Alıntı