"Ayakkabılarımı boyattım, buna ihtiyacı var insanın.
Ara sıra ayakkabılarını boyatmalı.
Ama daha önemlisi ara ara ayakkabılarını boyattığını bilmeli.
Bunu aklından çıkarmamalı.
Rutin ancak böyle bozulur.
Yoksa çürürsün.
Buzdolabını temizle ara sıra.
Ara sıra gülmeyi dene.
Ara sıra ağla kesin.
Sesini yükselt önemsiz bir mevzuda. Önemliymiş, kızmışsın gibi.
Hiçbir şeye kızmamak öldüğüne kanıt. Bağır.
Ama çok abartma. İnsanlar acımasız.
Kafayı gömerler (gülme)."
Burası insanların yalnızlıktan öldüğü bir şehir olsaydı, ama değil. Burası insanların yalnızlıktan bile ölemedikleei ve süründükçe süründükleri bir şehir.
Burası mutsuz insanlarla dolu..
Geçmiş geçmek bilmiyor.
Sürekli aklımda ve beni çürütüyor diye değil. Ben çürüdüğümü fark ettiğim, anladığım için bir tercih yaptım. Nefes almayı seçtim.
Bu kadar.
"Bütün hikayelerde hazine kişinin kendi bahçesinde çıkar. Ama kişi kendi bahçesindeki hazineyi bile yedi cihan dolaşıp da bahçesine dönmeden bulamaz. Yani aslında bahçede hazine falan yoktur, hazine eve dönüştür. "