"Muhammed ile Hatice," diyordu, "Şefkatin kalesi gibiler Başka yuvalarda dışlanan ve horlanan kız evlatlar bu yuvada kabul görüyorlar. El üstünde büyütülüyorlar. Kızlar bu yuvada Allah'ın hediyesi olarak hürmet görüyorlar. Erkek çocuktan hiçbir farkları yok. Ben böyle şey görmedim!"
"Hayret!" diyorlardı. "Bebek kız oldugu halde ona da ku ban kestiler."
Kendi aralarında sürüp giden konuşma, aynı minval üzereydi: "Böyle bir iş bugüne dek hiç görülmedi." diyorlardı.
"El-Emin hiçbir cinsiyet ayırımı yapmadan bağrına bastı. Ne de çok sevindiler. Adını bile koydular. Nasıl da sevindiler!"
El-Emin eşine karşı son derece saygılı ve kibar bir eşti.
Kendi işini kendi gören, sıkıntı anında yetişen, hep seven, hiç incitmeyendi. Eşine değer veriyor, onu hiç incitmiyordu. Görüş ve fikirlerine güveniyordu. En özel düşüncesini, en ince sırlarını bir tek Ona açıyordu. Eşinin özel dünyasına değer veriyordu. Hatice'nin yakınlarına ve sevdiklerine hürmet ederdi. Hatice gerçekte hürmetkâr bir kadınken eşine olan hürmetini iki kat artırmıştı. El-Emin'in etrafında dönüyordu. Ona hizmet etmek dünya yüzünde tattığı en özel anlardı. Ama O, en özel işlerini kendi yapmaktan hoşlanıyordu. Kimseyi yormak ve incitmek istemiyordu. Birbirlerine olan bağlılıkları son derece güçlüydü.
Aralarındaki bu güçlü bağ, onların evliliğini sıradanlıktan çıkarmış, o güne kadar Arap diyarında hiç görülmemiş ve duyulmamış bir birlikteliğe dönüştürmüştü. O güne kadar kadını inciten, horlayan, aşağılayan insanlar, El-Emin'in eşine olan saygısını ve nezaketini gördükçe şaşırıyorlardı. Eşini yoran, yıpratan kadınlar Hatice'nin dingin limanlar kadar huzurlu yuvasına özenerek bakıyorlardı.
Bedensel birlikteliğin ötesinde ruhsal bütünlükteki buluşmanın ve kaynaşmanın bir diğer adıydı evlilik. İnsan hayatının en önemli noktasıydı. İki farklı hayatın tek ruhta şubelenmesi, esaslı bir saadetin çarkıydı. Bir sonsuzluk sofrasıydı. Kutsaldı. Dünyevi manzaraları bereketli çekirdeklere çeviren merkezdi. Kişi için sağlam bir sığınaktı. Mutluluğun mektebi olmalıydı. Orada insanın iç ahengi şekillenirdi. Kimselerin bilemediği, göremediği en özel anlar orada kıvam bulurdu. Evlilik emek isterdi.