A.Hüsrev

A.Hüsrev
@AHusrev
Her elini sıkanla dost, her canını sıkanla düşman olma.
İstanbul
Aydın, 1 Ocak
87 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
Annemarie Schimmel, Doğu ile Batı arasında kurulmuş zarif bir köprüydü. 1922’de Almanya’da doğan bu büyük İslâm araştırmacısı, özellikle tasavvuf ve İslâm kültürü üzerine derin çalışmalarıyla tanındı. Onun kaleminde Doğu, egzotik bir “öteki” değil; şiirle, aşkla ve hikmetle konuşan canlı bir dünyaydı. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve Muhammed İkbal gibi isimleri Batı’ya en incelikli haliyle anlatan Schimmel, kelimeleriyle adeta bir gönül tercümanı oldu. Hayatını anlamaya adadığı İslâm medeniyetine duyduğu saygı, eserlerinde açıkça hissedilir: bilgiden öte bir sevgi, akademiden öte bir yakınlık… Kısacası, Annemarie Schimmel sadece bir bilim insanı değil; kültürler arasında sessizce ışık taşıyan bir ruhtu.
Reklam
Gururun Gölgesi... Aslan burcunun zayıf yönleri, çoğu zaman davranışlarının aşırılığa kaçmasından kaynaklanır. Yüksek gururu ve zaman zaman belirginleşen kibri, onu hassas ve alıngan bir noktaya taşır. Gururu kolay incinir; eleştiriye tahammülü düşüktür ve en küçük karşı çıkışı bile büyütebilir. İlgi görmediğinde ise huzursuzlaşır; takdir beklerken bencilleşebilir. Kontrol etme isteği zamanla baskıcılığa dönüşebilir; her şeyin kendi istediği gibi olmasını ister. Beğenilme ve üstün görülme arzusu, onu farkında olmadan abartılı tepkilere sürükleyebilir. Özgüveni ise kimi zaman kibre kayar ve bu da onu, farkında olmadan uzak ve yorucu biri hâline getirir. Bu yönleriyle Aslan, gücünü dengeleyemediğinde çevresine ilham veren bir lider olmaktan çıkıp, zorlayıcı ve domine edici bir karaktere dönüşebilir.
[Gerçek bir yaşam öyküsünden uyarlanmıştır] Suzan, çocuğu olmaması dışında, hayatından genel anlamda memnun bir kadındı. Kocası, sahip olduğu arabayı da evi de onun üzerine yapmış; üstelik eline 100.000 TL limitli bir kredi kartı da vermişti. Bu şartlar altında Suzan’ın çalışmaya maddi açıdan hiçbir ihtiyacı yoktu. Ne var ki onun çalışmasının ardında bambaşka bir motivasyon yatıyordu: Suzan, erkek egemen ortamları seviyor, bu ortamlarda bulunmaktan kendine özgü bir haz duyuyordu. Davranışlarında zaman zaman sınırları esneten, erkeklerle iletişiminde oldukça serbest bir tavır sergileyen bir yapısı vardı. Üstelik tüm bunlara rağmen, dışarıdan bakıldığında yarım yamalak da olsa tesettürlü bir görüntü çizmesi, onun iç dünyası ile dışa yansıyan hâli arasındaki çelişkiyi daha da belirgin kılıyordu. Bu durum, Suzan’ın karakterinde hem bir ikilik hem de çözülmemiş bir arayışın izlerini taşıdığını düşündürüyordu...
"Yahudiler, yeryüzüne dağılmış olmalarını bir felaket olmaktan ziyade, dünyayla ilgili planın daha iyi uygulanmasını sağlayan kaderin bir cilvesi olarak görürler. On birinci protokolün ifadesi böyledir: Tanrı, seçkin kulları olan bizlere bir iyilikte bulundu. 'Yahudileri yeryüzüne dağıtmış olması.' Bu durumun, bizleri güçten düşüreceği zannedilmişken; tersi oldu ve kâinata hükmetmenin eşiğine kadar gelmemize neden oldu!" - Henry Martin Ford
"Gerçekten, Türkiye'de aydın olarak nitelendirilen kamuoyu bu ülkenin ana davalarına karşı o kadar ilgisiz ki, 1984 yılından bugüne dek, çeyrek yüzyıl boyunca Batı denen ahtapotun İslâm dünyasındaki saldırgan kolu İsrail'in yayılıp İslâm topraklarını birer birer yutmasını bir sinema filmi seyredercesine uzaktan seyretti." - Roger Garaudy
Reklam