Nefsini bilen kişi, herhangi bir insanda gördüğü bir kusurun kendisinde de olabileceğini düşünür. Böyle bir eksikliğin kendisinde ya görünür halde ya da ortaya çıkmak için saklı olduğu olabileceğini de hatırından çıkarmaz. Nefsini bilen kişi, işte böylece onu idare etmesini de bilir ve dünya hayatında mutluluğa ulaşır.
Böyle bir şuura sahip insan, başkaları hakkında dedikodu yapmaz, insanlarla alay etmez. Çünkü başkasında görülecek bir kusurun kendisinde de olabileceğini kabul eder.
İnsan, Allah tarafından yaratılmış tüm varlıkların iyi veya kötü özelliklerinden derlenip yaratılmış bir varlıktır. Bu nedenle de insan öz nefsini gereği gibi bilirse, yaratılmış diğer tüm varlıkları da anlamış olur.
Hıristiyanlığı kuran adamın, bayram filân ortaya atmadığını, resimle ölü kemiklerine tapmayı emretmediğini, afname satmadığını, papaların aldığı vergiyi almadığını, hiç kimseye mal mülk dağıtmadığını, dünyevi hiçbir rütbe istemediğini, yasalarını kabul ettirmek için Engizision denen müesseseyi kurmadığını, hâkimiyetini de cellâdın baltası sayesinde muhafaza edemediğini anlamak için insanın gözlerini açması kâfi.