Elif aynaya her baktığında, zamanın yüzünde bıraktığı izleri fark ediyordu. Eşi Murat ise bir arkeologdu; eskimiş olanı atmak yerine, daha dikkatle inceleyenlerden. Elif’in saçlarına düşen her beyaz tel, Murat için yeni bir keşifti. Kırışıklıklar, onun gözünde silinmesi gereken kusurlar değil; yaşanmışlığın izleriydi. Yıllar geçtikçe Elif kendini eksilir sanırken, Murat onu her gün biraz daha merakla sevdi. Çünkü o, değerli olanın zamanla ortaya çıktığını bilen bir arkeologdu.