Kimi benden çok seversen onu senden alırım. Ve ekler: Onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım. Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yâr bile bir gün el olur. Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür. Düşman kalkar dost olur. Öyle garip bir dünya! Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin düşersin. Şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya, öldüm der durur yine de yaşarsın.
Giden de yarım kalıyormuş sonunda, kalan da... Ölüm hep eksiltiyor; gideni de kalanı da ... Giden bir parçasını hayatta bırakıyor; kalansa, kalan yanı nefes aldığı sürece kendini hayatta sanıyor.
Aşk yazıldığı gibi okunmuyordu...
Bazen anlamadan yaşadığımız bir heyecan ve o anda yaptığımız küçük bir hata ilerde yaşayacağımız tüm anları zehirlemeye yetiyordu. Yani yitirdiklerimiz, kazandıklarımızı hep eksik bırakıyordu. Ne giden dönüyordu ne gelen yanımızda duruyordu. Payımıza, kalanlarımıza sarılıp gidenlerimize ağlamak düşüyordu.
Ve bir yerlerde birilerinin hikâyesi biterken başka birilerinin hikâyesi başlıyordu. Kimi hikâyelerse tam biteceği noktada, en başa dönüyordu.