Devlet yöneticisi olmak demek, her an iğnenin ucunda, kılıcın sırtında oturmakla bir olan zor iş. Bazan aynı otağın altında ocak tüttürüp oturan kardeşler, aralarında ortak bir dil bulamaz da, yaka yırtar dururlar. Bütün ülkenin dizginini tutmak ise, kırk başlı halkı başına biriktirip, ortak uzlaşmayı bulmak, birliğini korumak, iç-dış politikasını, kültürünü o- turtmak, gücünü artırmak, rastgele yöneticinin elinden gelmeyen çileli ve itibarlı görev...
Şahanov: Kimden aldığımı bilmiyorum, herhalde eski devir bilginlerinden biri olsa gerek, not defterime bundan yıllırca ön- ce şöyle bir şey yazmışım:
"İktidar sahipleri etrafına yalakaları toplarsa, günü yıldızı kararır. Çünkü yağcılar, yöneticiyi övmeden duramaz. Övgü ise zehir gibi, bütün vücudunu tamamiyle sarar. Önünü ardını ayırdetmekten aciz kalırsın. Sen de, buna alışıp bağır bastıktan sonra hergün övgü istersin.
Bunun sonu, kendine tapınmaya götürür. Kendi kendine altından heykelini dikersin. Bir yağcı, heykelin başına gün geçmesin diye şemsiye tutar. Sen de bundan hoşnut olur, hazineden bahşiş verdirirsin.
Halkını unutursun, çoğalan dilenci ve yoksulları gözün göremez. Eşin ve çocuklarına mermer saraylar kurdurursun, onla- rın içinde de yağcılar yaylar..."