Gece ile gündüz birbirlerinin tam zıddı olduğu halde, birbirinden ne kadar tatlı, kavgasız ve nizâsız ayrılırlar. Sen de karanlıklara tan etmeden edep ve saygı ile aydınlığa doğru süzülüp git.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ey insan, barışa tâlip ol. Ammâ her şeyden evvel kendinle sulhe var. Senin kendinle barışa varman, kütlelerin hattâ cihânın da âsâyiş ve huzûru demektir.
Söz arasında bir ara, "Kendimle uğraşmaktan başkalarının eksiğine, kusuruna, hatâsına bakmaya vaktim mi var?” derken dedikodu ve etrafın suçları, günahları ile zaman kaybetmenin yanlışlığına da ne tatlı temas etmiş bulunuyordu.
Marc Orelle'in bu mevzûdaki sözlerini hatırlamış oluyordu. Devrinin bir muzaffer devlet reisi olan bu hikmet sâhibi adam: "Birisinin sana karşı vefasızlığını veya nankörlüğünü ayıpladığın vakit kendine kızmalısın. Zira, iyilik ettiğin kimsenin sadâkat göstereceğine bel bağladınsa hatâ etmişsin demektir. Mâdemki insanlara iyilik etmiş bulunuyorsun, daha ne istersin, yetmez mi bu sana? Bir iyiliğe karşılık beklemek, gözün görmek, ayağın yürümek için ücret istemesine benzer.” Ayak da, el de, göz de, tabiatları gereğince hareket ettikleri için istihkaklarını almışlar demektir, diyordu.