ALPEREN YEŞİLBAYRAK

ALPEREN YEŞİLBAYRAK
@ALPEREN1071
9/10
·590 syf.·
Beğendi
·
23 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2015 00:00
·
2015 151. kitabı
Reklam
Yıllar geçiyordu; yetimin yüreğine hayatı sindire sindire... Günlerden birinde amcası Ebû Tâlib ona Kuzey Kervanı'ndan bahsetti: ''Yakında Dımeşk'a gideceğim yeğenim. Artık bir delikanlı sayılırsın, istersen seni de götüreyim, ha?'' Gülüm, yolun ve yolculuğun, tabiatın ve coğrafyanın ne demek olduğunu; devletin, sınırın, millet olmanın ne anlama geldiğini bu kervanda öğrendi. Perslerle Roma arasındaki kavgayı, güneyle kuzeyin savaşını, doğuyla batının geleneklerini hep burada tanımaya başladı...Kervanda her konak bir ayrı hikaye demekti ve bezirganlar yolları hikayelerle aşıyor, anlattıkları tarihi olayları sanki dinleyenlere yaşata yaşata merhale ve geçitleri tükettiriyorlardı...Ve bir gün yolları Busra'ya düştü. Dımaşk'ın güneyinde Ölü Deniz ötesinde Kudüs yolunda küçük bir kasabaya... Az ileride heybetli bir yapı gördüler. Rehberleri buranın bir manastır olduğunu içinde Circis Bahîra adında Hıristiyanların en âlimlerinden bir rahip bulunduğunu...Rahip Bahîra herkesi manastıra davet etmişti.... ''Lat ve Uzza hakkı için ey çocuk, soracaklarımı cevaplandır!'' ''Değerli ev sahibimiz, Lat ve Uzza adına yemin ederek bana bir şey sormayınız lütfen. Allah'a yemin ederim ki ben onlardan nefret ettiğim kadar başka şeylerden nefret etmedim.'' ... Bahîra gonca gülümün fasih lisanına, konuşmasındaki nezaketine, tavırlarındaki asalete hayran kala kala pek çok şey sordu....En son sırtını açmasını rica ederek kürek kemikleri arasındaki peygamberlik mührüne baktı. Ebû Tâlib şaşkın ve tedirgindi. Bu adam rahip mi, yoksa kâhin miydi? Bir tehlike sezer gibi yeğenine yakın durdu.... ''Ebâ Tâlib! Benden size zarar gelmeyecektir, müsterih ol. Lakin bildiklerimi bilenler bu çocuğa kastedeceklerdir. Bundan sakın ve yeğenini Dımaşk'a götürme. Onu al ve kaçır buralardan, doğduğu yere götür.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Din
Fil Vakas'ından itibaren geçen elli üçüncü gece...Rabiülevvel'in on ikincisindeyiz. Mekke'de baharın Yesrib yönünden ıtır ıtır esmeye başladığı saatlerden birinde. Hiç adeti olmamasına rağmen Abdulmüttalip az evvel oğullarını uyandırıp Kâbe'ye götürdü. evin kadınları ise derin uykularda. Haşimoğulları mahallesini bir sükunet kaplamış. Huzurlu bir sükunet...Âmine, akşam yüzünde tatlı bir tebessümle başını yastığa koyarken o gece doğum olabileceğini aklına bile getirmemişti. .....
Sayfa 78