Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı,ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi.Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize,bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden,meydana çıkıyordu...
Yatağın üzerine yüzükoyun yatarak kitabı önüme açar,yanı başıma eski ve kalın lügat kitabını kor,saatlerce kalırdım.Çok kere lügat aramaya bile tahammül edemez,cümlelere karineyle mana vererek geçerdim.
Tabiatımda manasız denilecek kadar ileri giden bir çekingenlik vardı ki,çok kere etrafım tarafından yanlış anlaşılmama, aptal yerine konmama sebep olur ve beni üzerdi. Hiçbir şey beni,hakkımdaki bir kanaati düzeltmek mecburiyeti kadar korkutmazdı.sınıfta Arkadaşlarımın yaptığı bir kabahat daima benim üzerime atıldığı halde ben kendimi bir kelime ile olsun müdafaaya cesaret edemez,eve döndüğüm zaman bir kenara saklanıp ağlardım.