Başkomutan masasının başına döner, kağıda bir şeyler yazarken kahvesinden bir yudum alır. Sonra tespihini doladığı başparmağıyla haritada "Afyon" yazan yere birkaç kez vurur. Ama çelik gözleri başka bir yere kilitlenmiştir:
"İzmir!"
Gecenin sonunda müzikholden orkestra ve yüze yakın müşteri bu yeni şarkıyı söyleyerek çıkarlar;
"Hürmet sana ey şan dolu sancağım
Baştan başa arza hakim ol şahım
Türk ordusu, Türk ordusu sayende
Sakarya'da kurtuldu şan otağım
Dünyalara bedeldir mahcemalin
Allah'ıma emanettir Kemalim "
Ertesi gün Ahmet Cemalettin Bey İngiliz İşgal Komiserliği'ne çağırılarak ve kendine "Allah'ıma emanettir Kemalim "mısrasıyla kimi kast ettiği sorulacaktır. Ahmet Cemalettin Bey'in cevabı bir milletin ümidini bağladığı kişiyi satır arasında saklamaktadır ama İngiliz yüzbaşı bunu fark edemeyecektir:
" Yeni doğan oğlumu. Adını Kemal koyduk. "
Mustafa Kemal Paşa keyifle kahvesini yudumlarken yüzünü güldüren bir haber alır.
Hava keşfine çıkan bir tayyaremiz çekilen düşman alaylarını, mevzidekileri saydıktan sonra Beylikköprü'de park halinde on düşman uçağı görmüştür. Bunun üzerine uçakları bırakır, papoulas'la alay eder gibi, gider 13. Tümen i bombalar.
''Savaş bütçesine ve şimdiye kadar var olmuş en gelişmiş, en karmaşık silahların üretimine 300 milyar dolar ayrılırken hasta bir çocuğun tedavisinin reddedilmesi nasıl anlaşılabilir?''