O zaman sevmelere sahip çıkılırmış. Görmeden, duymadan, haber bile almadan tutulurmuş verilen sözler. Şimdiki gibi kaç kişiyi idare edebiliyorsun muhabbetleri dönmezmiş gençler arasında.
Sevmek demek, yan yana gömüleceği kişiyi seçmek demekmiş.
“ Saniyeler bir bir geçiyor ömrümüzden. Bu saniyelerin birçoğunu hiçbir şey yapmamakla, geri kalanını da yapmamız gereken şeyler dışındakileri yaparak geçiriyoruz.
Sesimi duyan kimse yok mu?
Her gün bir parça daha öldüğünü, biraz daha bir şeyleri bilmeyi kaçırdığını hisseden ? Hâlinin farkında olan, hâlimi anlatmadan bilen kimse yok mu?
İnsan sevince, sevdiğinin eşiğine yıkılır da susarmış. Sevdiği gitse de, kalsa da, baksa da, gözlerini yumsa da sevdiğinin eşiğinde bekleyiverirmiş. Hak iddia etmeden, gel bile demeden, öylece beklermiş. Orayı kendine dergâh eder, beklermiş.