Ölüm düşüncesi karşısında, bütün bu hayaller belleğinde çok açık olarak beliriyordu. Fakat belleği en çok, yaşamının en büyük üç acısı üzerinde duruyordu: Bir kadına karşı beslediği sevgi, babasının ölümü, yurdunun işgale uğraması.
Fransızların yaklaşması bile, Moskovalıları daha ciddi yapamadı. Tersine, durumlarını gittikçe artan bir hafiflikle göz önünde bulunduruyorlardı. Zaten büyük yıkımların öncesinde de bu, hep böyle olur.