Dostoyevskinin bütün hayatı boyunca Batı ' ya karşı hissettiği aşk ve nefret duygularını pek çok kereler kendi içimde de hissettim. Ama ondan asıl öğrendiğim şey , asıl iyimserlik kaynağı , bu büyük yazarın Batı ile aşk ve nefret ilişkisinden yola çıkarak , onların ötesinde kurduğu bambaşka bir âlem oldu .
Yazı deyince önce romanlar , şiirler , edebiyat geleneği değil . Bir odaya kapanıp , masaya oturup tek başına kendi içine dönen ve bu sayede kelimelerle yeni bir âlem kuran insan gelir gözümün önüne .