Etrafta çok az çocuk vardı ve hiç köpek yoktu. Erkek ve kadınlara gelince onların bu dünyadaki iki seçeneği ortadaydı -ya değirmenin aşağısındaki küçük köyde, en sefil şartlarda hayat ya da kayalığın tepesini kaplayan hapishanede tutsaklık ve ölüm
Açgözlülükle fıçı tahtalarına saldıran kana susamışların da ağızlarının kenarında şarap izleri duruyordu hâlâ ve pis bir çuvala benzeyen gecelik külahı neredeyse başından düşecekmiş gibi duran, üstü başı batmış, uzun boylu bir soytarı çamura ve şaraba bulanmış parmağıyla şunu yazmıştı duvara: KAN.
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu.