“Biz hayatımızın olayları hakkında söz sahibi değiliz” der Nietzche, ama onların nasıl yorumlayacağımıza biz karar veririz. Yorumumuz duygusal acımızı gerçekten dindirebilir. Yorumlar bulmak yaratıcı bir iştir.
Diğer insanlar sizin ne dediğinizi dinler ne yaptığınızı görürler ama onlar aynı zamanda sizin beden dilinizin ve onun söylediniz ve yaptığınız şeyle çelişip çelişmediğini de farkındadırlar. Böylece başkalarına bedensel olarak ilettiğiniz şeye de yakından bakmanız gerekir Emerson”un dediği gibi “kimliğiniz o kadar yüksek sesle knuşuyor ki ne dediğimiz iştemem” Siz konuşmazken ne söylüyorsunuz?Beden diliniz yüz ifadelerimiz ve yaydığımız enerji sürekli mesajlar yayınlar. Ben sessizlikte neler söylüyorum?Hangi mesajları yayınlıyorum? Kendimi üzgün hissederken yüzümde bir gülümseme var mı?Size yaşamın ne kadar harika olduğunu söylerken kızgın görünüyor muyum? Aynalar bana başka bir şey söylerken çok formda olduğuma mı inanıyorum Gözlerime bakıp gördüğüm şey karşısında kendimi iyi hissediyor muyum? Yoksa ondan kaçıyor muyum?Bunlar genelde yüzleşilecek zor sorulardır.
Bir an durup kendinizden ve dünyadan bir şey gizlemenin ne kadar çok enerji gerektirdiğini düşünün. Siz en sonunda kendinizle ilgili bu gerçeklerin yüzeye çıkmalarına izin verdiğinizde özgür olacaksınız. Onları gizlemek için harcadığınız tüm o enerjiyi kendi gelişiminize ve en yüksek hedefinize erişme değişme yolunda harcayabileceksiniz. BİZLER SADECE SIRLARIMIZ ÖLÇÜSÜNDE HASTAYIZDIR. Bu sırlar bizim hakiki benliğimiz olmamızı olanaksız kılarlar. Ama siz kendinizle barıştığınızda dünya size aynalık yapıp o aynı barış düzeyini geri yansıtacaktır. Siz kendinizle uyum içinde olduğunuzda başka herkesle de uyum içinde olacaksınız.
Olması gereken değişim algısaldır. Sizin dış kabuğunuzu hayallerinizi gerçekleştirmenizi engelleyen bir şey olarak değil sizi koruyarak hizmet etmiş bir şey olarak görmeniz gerekir.