SALLY PAGE – HİKÂYE KOLEKSİYONCUSU
Selam arkadaşlar, nasılsınız? Okumalarınız nasıl gidiyor? Havaların iyice ısınmasıyla birlikte benim okuma hızım da biraz düştü açıkçası. Bu dönemlerde uzun uzun konsantre olmayı gerektiren, ağır ilerleyen kitaplardan çok, elime aldığımda beni yormayan ve sayfaları kendiliğinden akıp giden kitaplara ihtiyaç duyuyorum. Hikâye Koleksiyoncusu da tam olarak böyle bir kitap oldu benim için
Ön yargısız başladığım ama sayfalar ilerledikçe giderek daha çok sevdiğim kitaplardan biri oldu. İlk bakışta sakin ilerleyen bir roman gibi görünse de aslında insanların görünmeyen yaralarına, yalnızlıklarına, kayıplarına ve birbirlerinin hayatlarına nasıl dokunduklarına dair oldukça sıcak ve samimi bir konu anlatıyor.
Kitabın merkezinde Janice var. Temizlik işleri yapan Janice'in en büyük özelliği insanları dinlemeyi sevmesi. Gittiği her evden, tanıştığı her insandan küçük küçük hikâyeler topluyor. Fakat başkalarının hikâyelerini büyük bir ilgiyle dinleyen Janice, kendi hayatını ve kendi hikâyesini anlatmaktan özellikle kaçıyor. Kitap boyunca hem topladığı hikâyeleri okuyor hem de Janice'in geçmişine ve iç dünyasına biraz daha yaklaşıyoruz
En sevdiğim şeylerden biri karakterlerin gerçek ve derinden hissettirmesiydi. Kitaptaki insanların kusurları, pişmanlıkları, yalnızlıkları ve umutları vardı. Bu yüzden okurken onlara yabancılaşmak yerine yakın hissettim.
Kitapta sık sık durup düşündüğüm yerler oldu. Her insanın içinde taşıdığı, dışarıdan görünmeyen bir hikâyesi olduğunu bir kez daha hatırlattı bana. Günlük hayatın koşuşturması içinde yanından geçip gittiğimiz insanların bile kim bilir neler yaşadığını düşündürdü
Sally Page'in kalemi oldukça sade ve akıcı. Karmaşık ve yorucu olaylarla okuyucuyu etkilemeye çalışmak yerine karakterlerin duygularına