“Aşırı bir heyecanla başlamıştım. Yazar sevdiğim biri olduğu için çoğu şeyi sürekli görmezden geldim; fakat suikastçı okulu, damga sistemi gibi güzel bir sistem varken ben okula giriş sürecini, sınavları, testleri bekliyordum. Her şey şıp diye oldu; kız okula direkt girdi. Okulu neredeyse düzgün bile görmedik. Kitap sanki ‘ben okura yakışıklı bir erkek karakter vereyim (Kant), onlar da onunla ilgilensin’ diye yazılmıştı. Kant’a insan olsaydı anlarımda igrenç biri .Ben gerçekten anlamadım. Mükemmel bir kurgu, saçma bir şekilde harcanmıştı.”