Hayatın hızına kapılıp gidiyoruz. Sabah alarmı çalıyor, okul, ders, sınav, iş derken akşam oluyor. Arada sosyal medyada kayboluyor, "story, reels" izlemekten kâinat kitabından ve kitabın içeriğinden habersiz hale geliyoruz. İşte tam da bu yüzden "Tefekkür gafieti izale eder." cümlesi bugün her zamankinden daha da anlamlı.
Tefekkür, yani aklın ibadeti sadedinde derin düşünme, Allah'ın yarattığı sanatlara ibretle bakma hâlidir. Mesela gözlerimizi düşünelim: Bir kamera yıllarca mühendislikle yapılırken, gözümüz bir damla sudan yaratılıyor; ışığı, mesafeyi, rengi kusursuz algılıyor. Veya bir arının petek yapması. Mühendis gibi ölçüp biçiyor ama aklı yok! Bu sanatlar, kendi kendine olabilir mi? Bence de olamaz. Elbette bir sanatkârı gösteriyor.
Kar taneleri ise her biri farklı, altıgen şekillerde ve kusursuzca iniyor yeryüzüne. Tohumdan çıkan ağaçlar, minicik çekirdeğe sığdırılmış dev programlarla büyüyor. Göklerdeki yıldızlar, her gece milyarlarca lambayla ålemi aydınlatıyor.
Gaflet, bütün bu hakikatleri göremez hâlde yaşamaktır. Kalbin uyuşmasıdır. Tefekkür ise bu uyuşukluğu silker. Çünkü düşünen kalp uyanır. Hadis-i şerif'te denildiği gibi: "Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten hayırlıdır." Çünkü bu düşünme insanı Hakk'a götürür.
Tefekkür eden bir genç, boşlukta değil; anlamda yürür. Kendini tanır, Rabbini tanır. Gökyüzüne her bakış, bir duaya bir ibadete dönüşür. Bir yaprağa dikkatle bakmak, belki kalbe rahmet yağdırır.
Kısacası, tefekkür eden unutmaz; gaflet perdesi yırtılır. Ve en güzeli: Tefekkürle bakan biri, sabah otobüs durağında bile Allah'ı hatırlayabilir. Tabii, telefona değil de bir gün olsun ağaca bakarsa. :)
Küçük Bir Tefekkür Notu:
Bugün bir çiçeğe dikkatle bak Sadece güzelliğine değil, düzenine ve yaratılışına odaklan. Bu küçücük varlık sana