Özgür

Özgür
@Aaabbbalfabe
Gülüyorsun mutlu sanıyorlar... #41127787 #50500805
Matematik Öğretmeni
Lisans
Van
3355 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·400 syf.·
2020 31. kitabı
Bazen bir kitap okurken o kitaptan kendimize dair bir şeyler görürüz, görünce daha fazla etkilenir ve kitabın bizi kendine çekmeye başladığını hissederiz. O kitabın karakterinin yerinde olmayı dileriz. Hatta kendim için ifade edecek olursam, daha önce okuduğum bir kitabın karakterinin ve yaşadıklarının benim hayatımla tamamen aynı olduğunu gördüm, görünce de hem sevinmiş, hem şaşırmış hem de sonrasında hüzünlenmiştim. Bunu da burdan kitabın ismini belirtmeden ifade etmiş olayım.. Belki sizin için de böyle kitaplar vardır, kim bilir.. Eğer sizler de bir gün okuduğunuz bir kitabın karakteri olmak olmak istiyorsanız bu kitap tam da size göre. Peki neler oluyor bu kitapta? Darağacı dansı kitabını okuyan ve bununla ilgili sohbet eden bir grup arkadaş, yaşanan bir kaza ile bir an da kendilerini başka bir dünyada Darağacı Dansı kitabının içinde bulur kendini. Ve tekrar eve dönüş için kitabın senaryosuna uymaya çalışırlar. Tabi işler yolunda gitmez ve olaylar kitap senaryosunun dışına taşınmaya başlar ve korkuya kapılırlar. Çünkü eve dönüş için kitaba ve senaryoya bağlı kalmaları gerektiğini düşünürler. Kitap karakteri Rose yerine geçen Violet, Rose gibi darağacında sallanacak mı? Kurtuluş yolu bu mudur? Bunu kitabı bitirdiğimizde anlayacağız. Distopik tarzda yazılan bu kitabı değişik bulacak ve beğeniyle okuyacaksınız. Yani öyle düşünüyorum. İyi okumalar olsun…
Darağacı DansıAnna Day · Yabancı Yayınevi · 2019953 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·512 syf.·
2020 25. kitabı
Ah be Morel! Sen nasıl bir insansın böyle! Her sayfada Morel'in yaptıklarını okudukça keyif aldım. Filler başta olmak üzere diğer hayvanları da korumaya çalışan, uğrunda canını ortaya koymaktan çekinmeyen bu adamı tanımaktan gurur duydum. Keşke hepimiz de birer Morel olabilseydik. Ama bizler bu hayvanların topraklarını, yaşadıkları alanları işgal etmekten, kendi çıkarlarımıza göre hareket etmekten başka ne yapıyoruz ki? "Doğayla savaş halindeyiz, kazanırsak kaybederiz," sözü ne kadar da manidar değil mi? Kaybetmeye yol alıyoruz, bu açık... Peki Morel'in bu sevdası nerden geldi, nasıl başladı acaba? Buna bir açıklık getirelim. Morel 2.dünya savaşı esnasında Nazi kampında esir olarak tutulurken ilginç bir 'Kadın Yaratma' hikayesi sebebiyle hücre cezasına çarptırılır ve o esnada fil sürülerini düşünmeye başlar. Zorlu hücre hapsini fil sürülerini düşünmekle geçirdiği süre boyunca az da olsa mutlu olduğunu hissetmeye başlar. Kamptan ayrıldığında doğrudan Aftika'ya gider ve mücadelesini burada başlatır. Morel elinde silahla filleri öldürmeye gelen avcılara karşı nöbet tutmaya başlar. Bir yandan da elinde belgelerle kapı kapı dolaşıp filleri koruma kampanyası adı altında imza toplamaya başlar. İlk zamanlarda çok destek görmese de zamanla bir çok kişinin sempatisini kazanacaktır. Ona inanmayan insanlar, bir insanın bu derece bir fil sevgisinin altında başka nedenler olduğunu düşünür. Hatta ona ajan dediler, başka amaçlarının olabileceğini vurguladılar. Bazı kimseler ise onun için "Tür değiştiren adam" "İnsan türürün düşmanı" gibi ifadeler bile kullanmışlardır. Oysa onun tek bir amacı vardı, filleri korumak! Fillere zarar veren, onu öldüren herkese düşman olduğunu açıkça bildirmiştir. Afrika insanının fiziksel güçlüğü ise doğayı koruma kampanyasını güçsüzleştiriyordu.
Cennetin KökleriRomain Gary (Emile Ajar) · Agora Kitaplığı · 2012189 okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2020 24. kitabı
Bu hikaye, çocukluğu çalınan çocukların hikayesi... Bu hikaye, eğitim hakları ellerinden alınan çocukların hikayesi... Bu hikaye, kız çocuklarının hikayesi... Bu hikaye ile nasıl tanıştığımı söylemeden geçemem) Burda bir arkadaşımla beraber kitap araştırması yaptığım esnada (Ondan gizli sipariş vermiştim hemen:D Ona da çok selam olsun burdan:) ) tesadüfen denk geldiğim, kitabın kapağında bulunan ‘’BİR GENÇ KIZIN EĞİTİM HAKKINI SAVUNARAK DÜNYAYI DEĞİŞTİRME ÖYKÜSÜ’’ yazısının dikkatimi hemen çektiği, biraz inceledikten sonra konusu itibariyle de ilgimi çektiği bir kitap olması dolayısıyla hiç düşünmeden sipariş listesine eklediğim, elime ulaşınca da ertelemeden okumaya başladığım, her sayfasında İbni Haldun’un ‘’ Coğrafya Kaderdir’’ sözünün sık sık aklıma geldiği, gerçek bir yaşam öyküsüne dayanan, her sayfasını beğeni ile okuduğum bir kitap oldu benim için… Malala kimdir? Malala ; Kızların zayıf olduğuna, temizlik ve yemek yapmak dışında bir işe yaramadıklarına, okumak ve eğitim gibi haklarının olmadığına inanılan, okuma yazma oranının çok düşük ve geleneklerine bağlı bir toplumda yaşayan, her şeye rağmen, ‘’EĞİTİM, EĞİTİMİM’’ diye bağıran binlerce kız çocuğundan sadece biri. Bunu anlamak için Pakistan’a, Afganistan’a veya herhangi bir yere gitmeye gerek yok. Kendi çevremizde de zaman zaman böyle düşüncelere sahip kesimlerin olduğunu bilmiyor muyuz? Bunu birebir yaşayan, onlarla mücadele etmiş biri olarak yazıyorum… Ortaokulu çok başarılı bir şekilde bitirmiş, büyük umutları ve hayalleri olan ama okula devam etmesine izin verilmeyen bir kız öğrenci düşünün. Bu kız öğrenci hayali değil, gerçek... Geçmişte karşılaştığım, NE YAZIK Kİ okuması için yapılan girişimlerin hiçbirinden sonuç alamadığımız pırlanta gibi bir kız öğrenciydi. Babasının bize söylediği ifadeyi
Ben MalalaMalala Yusufzay · Pegasus Yayınları · 20193,812 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2020 23. kitabı
Öncelikle bu kitabı okumama vesile olan arkadaşıma çok teşekkür ediyorum. Öyle bir öğretmen düşünün ki; okul hayatınızın belki de en önemli anında, ümitlerin tükendiği, her şeyin bitti dendiği an da yüreklere dokunan, ilaç gibi gelen... Evet bu öğretmenin adı Emir öğetmen. Kendi okul hayatımıza dönüp baktığımızda bir çok öğretmen ile karşılaştığımızı, ama bunlardan bir veya bir kaçının hatırımızda kaldığını görürüz. Bunun sebebi her öğretmenin her öğrencide iz bırakamamasıdır.( Bunları yazarken 2 öğretmenim aklıma geldi. Sanırım onları hiç unutamayacağım.) Her öğretmen gibi Emir öğretmen de mesleğe staj ile başlamış, derslerde anlatmış olduğu yaşanmış hikayeler ile öğrencilerin ön yargılarından kurtulmalarını sağlamış, iyi bir Eğitimci olma yolunda ilk adımlarını atmıştır. ''Denenmeyen yolları denemek, yeni kapılar aralamak, ön yargılardan kurtulmaktır.'' Bir eğitimci nasıl olmalıdır, nasıl davranmalıdır sorularına en iyi yanıtı bu kitabın her sayfasında Emir öğretmenin yaptıklarına bakarak bulabilirsiniz. ( Her eğitimci böyle olsa keşke demekten alamıyorum kendimi.) Ayrıca kitapta Eğitim nedir? Eğitimli birey ve toplumlar nasıl olmalıdır, nasıl davranmalıdır gibi aklımızdan geçen sorulara güzel yanıtlar bulabilirsiniz. ''Eğitim ağır çalışan bir çarktır ve emek ister.'' Emir Öğretmenin dostları, öğrencileri ve meslektaşları ile kurmuş olduğu sağlam bağlar, çevresine olan samimi davranışları dolayısıyla herkesçe sevilen ve sayılan biri haline gelmişti. Öğretmenliğin ders anlatmaktan ibaret olmadığını, özellikle ders dışında yaptığı çalışmalar, ilgilendiği sorunlar ders niteliğindeydi. Özellikle sevdiğine (Aşkı) en kötü zamanında vermiş olduğu destek, yapmış olduğu fedakarlığı takdire şayandır. Tavsiye edebileceğim güzel bir eser.. Keyifli okumalar olsun…
Emir ÖğretmenÖmer Akpınar · Yedikalem Yayınevi · 201726 okunma
Puan vermedi·566 syf.·
2020 22. kitabı
Bir Victor Hugo klasiği… Sanırım Hugo’nun ilk romanı. Bazen herhangi bir kitabı bitirdikten sonra birkaç dakika kitaplığıma bakıp, acaba hangi kitabı okusam diye düşündüğüm anlar çok olmuştur. Hatta bir keresinde bu kitabı elime alıp incelediğimi, sayfalarını çevirdiğimi hatırlıyorum. Neden okumaktan vazgeçip kitabı yerine bıraktığımı ise bilmiyorum. Şu an bildiğim bir şey varsa o da bu kitabın ertelenmemesi gerektiği… Çok fazla detaya girmeden kitap ile ilgili biraz bilgi verecek olursak; Kitap, 15.yüzyıl ortaçağ Fransa’sında geçmektedir. Ana konu Notre Dame katedrali ve bakımsızlığı, ilgisizliği gibi görünse de, o dönemin siyasal ve ekonomik durumlarını da çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Okurken kitaba ısındığımı hissettiğim anda Paris döneminin tarihi ve mimari yapılarıyla ilgili betimlemeler ve derin anlatımlar sunması ve bu anlatımın biraz uzun sürmesi( aslında bana göre çok uzun geldi) beni sıktı diyebilirim, bir an önce bitsin istedim. Her türlü cadde, sokak, yapı, yer ismi vs. gibi detaylara fazlasıyla girilmesi kitabın biraz ağır ilerlemesine neden oldu.( Sıkıldığım tek durum) Bunun dışında kitap efsaneydi tabiki. Zaten Hugo’nun mimariye ve yapıya verdiği değer bu kitapta açık bir şekilde dile getirilmiştir. Ancak bu yapılara gereken değerin verilmediği, mimarinin değerinin yitirildiği, Paris için önemli bir kilise olan Notre Dame kilisesinin de bundan nasibini aldığını görmekteyiz. Kitabın karakterler hakkında bilgi vermemizin faydalı olacağını düşünüyorum. Claude Frollo, Kilisenin Başrahibi konumunda. Her ne kadar kendini Dine ve bilime adamış biri olarak bilinse de, aşk uğruna yapamayacağı, zorla elde etmek için her türlü kötülüğü yapabilecek bir karakter olduğu anlaşılacaktır. Esmeralda, Genç ve güzel, yüreği saf ve temiz, çingeneler tarafından
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma