Oscar wilde'in Andre Gide'e söylediği gibi : "sizin dudaklarınız çok düz azizim. Çünkü yalan söylemiyorsunuz. Oysa dudaklarınız Yunan tanrılarınınki gibi kıvrım kıvrım olmalı."
Acaba insan kendisinin hayatını değiştirirken başkalarının hayatına da hükmedebilir miydi ? Ya da kendi hayatını , başkalarının hayatını değiştirme yoluyla değiştirebilir miydi?
Zen Budizmi, Tao felsefesi de öyle söylemiyor muydu zaten: "Bırak hayat bir nehir gibi aksın; olumlu düşün ki her şey olumlu olsun; dünyadaki kötülüklerin kaynağı olumsuz düşünmektir."
Stefan zweig' ele aldığı karekterlerin çoğunda hayatla büyük mücadeleler veren kişilerdir. bu kitabında da 1. Dünya şavaşının verdiği kötü sonuçların insaların ne durumlara düştüğünü ne zorluklar yaşadığını ele alıyor. Christine viyana baglı bir köyde annesiyle yaşayan ve postahane de çalışan genç bir kadın christine kendini çevresinde soyutlamış kimseyle pek muhatap olmayan fakirlikle baş etmeye çalışan sürekli hayal kuran ve hayatın iğrençliğini hep dile getirin bir karekterdir. Takki teyzeysi tarafından otelde 14 günlüğüne davet edilene kadar. Teyzesinin yaşadığı lüks hayatını görünçe artık eski hayatına dönmek istemez ama teyzesi onu köyüne gönderir christine artık hep o hayatı hayal eder hayattan iyicene kopmaya başlar ve o sıralarda ferdinand ile tanışır. İkisininde yaşadığı hayatlar paralel bir şekilde yaşamışlardır. Ve hayatın artık yaşamaya değer olmadığını bu yüzden birlikte intahar etmek için anlaşırlar. Ve bu intahar günü ferdinand postahaneden christine almaya geldiğin de tomar tomar paraları görünce fikirlerini degiştirip paraları alıp kaçmaya karar verirler güzel bir kitaptı sevgilinizle tam ölüm çizgisiydeyken parayı bulsaydınız vazgeçermiydiniz.bu hayatta yaşamanın tek amacı paramı ...