Gözlerini görsem—
evrenin damarlarına dokunur gibi,
bakışlarım kayar meçhule,
karanlıklar açılır
gözbebeklerinin içindeki uçurumdan.
Ellerini tutsam—
demirler paslanır,
zincirler çözülür,
gönlüm gizlice süzülür gönlüne
bir mahpus kuşun kanat çırpışıyla.
Kanatlarımız olsa—
uçsak,
gökyüzünün derisini yırtarak,
uçurtmaların kopmuş iplerinden
yeni bir kainat asardık.
Fani olmasak—
zaman çırılçıplak erirdi şakaklarında,
yüzyıllar, gözlerinin kıyısına
kum taneleri gibi serilirdi.
Durmadan koşsak—
kavuşamamış kalplerin duasına,
yeşermemiş ruhların hatrına.
Ayağımızın altında
çölün kalbi çatırdayarak yeşerirdi.
Yağmur olup yağsak—