Kemal Tahir'in 1969 yılında yazdığı dönemsel tarihi bir roman. Romanın konusu İzmir Suikatı'na diğer taraftan bakılması ve bunun bahanesiyle İttihad ve Terakki Fırkası'nın tasfiyesidir.
Romanın kahramanlarının ekseriyeti gerçek kişiler, olaylarda gerçek olaylardan kurgulanmış illa ki tarihi romanlarda olduğu gibi yazarın katkıları da vardır.
Daha ziyade suikast sonrasında vali Abdülkadir’i temsil eden Abdülkerim ve Kara Kemal’in tutuklanmaktan kaçış öyküleri üzerinden anlatır. Kara Kemal bey küçük enişte olarak biliniyor. İttihatçıların cumhuriyetten sonra ülkede kalan en etkili ismi. Suikast girişiminden haberi yok fakat planlayanların ismini kullandığı söyleniyor. Diğer yargılanan ya da idama mahkum edilenlerin çoğu gibi. Kara Kemal'e göre bu suikast teşebbüsünün iktidarca 'çok önceden bilindiği'ni, 'dikkatle izlendiğini' söyleniyor. Suikast girişimi öğrenilse de son güne kadar müdahale edilmiyor, bu bahane edilip ülkedeki ittihatçıların son gücü de ellerinden alınıp tasfiye ediliyor. Zira İttihatçılar daha önce Babıali baskını ile darbe yapıp Osmanlı'da iktidarı ele geçirmişlerdi, bunu tekrar yapmalarından korkuluyor. Bu vesileyle de yeni kurulan ve İttihaççıların konuşlandığı İttihat ve Terakki Partisi kapanıyor. Hiç alakası olmamalarına rağmen muhalif ve eski İttihatçı oldukları için Kurtuluş savaşının 5 büyük komutanından 3'ü Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşa ve Refet Paşa bile idamla yargılanıyor.
Kitabın ilk bölümü Abdülkerim'in anlatımıyla geçiyor. Abdülkerim doğrudan işin içinde, Kurtuluş zamanı sırası Ankara valiliği yapmış, fakat kendisi İttihat Terakkinin fedailerinden, gözükara ve cesur biri. Suikastın ortaya çıktığını öğrendikten sonra ismini karıştırdıkları için Kara Kemal'i kaçırmaya gidiyor. İkisi bir şekilde uzaklaşıp bir çiftlikte saklanıyorlar, daha