Aşk kokan, huzur veren şu eşsiz İstanbul'da..
Bir sonbahar mevsiminde,
senle kol kola yürüyecektik, kalabalıklar arasında Azze.
Istiklal caddesinde o güzel rengârenk insanların arasında.
Her köşesi farklı bir güzellik olan şu caddelerde.
Sana sevdiğin çiçeklerden alacaktım, şurada çiçek satan yaşlı teyzelerden.
Sonra Galata kulesine çıkacaktık, sarılıp sana ellerimizi açacaktık denize doğru, kelebeklerin özgürlüğe kanat çırparcasına.
Farkındamısın bilmem ben her an senin yanındayken, uçuyorum kelebekler gibi Azze.
Mısır çarşısına yürüyüp, orda taze olanından süt mısır yiyecektik, dudağının kenarında kalan mısır kırıntılarını temizleyecektim ellerimle, gülüşü güzel sevdam.
Biliyorsun ençok Eminönünde vakit geçirmeyi severim; şu balıkçının köşesindeki bankta otursak senle, başını omuzuma koysan, akşam üstü deniz'in, galata kulesinin o verdiği huzuru birlikte saatlerce paylaşsak, ne güzel olurdu Azze..
Ordan yürüsek ufak ufak adımlarla sokak aralarından Sultan Ahmet'e, lale kokan bahçesinde otursak.
Gözlerimizi kapatıp gönülden Rabbimize, bizi birbirimizin kader-i eylediğine şükretsek..
Sevdiklerimize, ümmet'e, bütün insanlığa, dua etsek Azze...