Ve gel ey kadın!
Hakka gel, Nura gel, gel iffete
Örtün ile bürün izzete
Yitiren değil, yeten ol kendine
Cihan coşsun, kendine gel
Hayâ ol, edep ol, âr ol
Anne ol, bacı ol, yâr ol
Bu ruhsuz, cansız çağıma ruh ol, can ol.
Bil ki!
Ruhunu pak yücelere
Yaratılıştaki tek gayene Yöneltmelisin Rabbine!
Hicabınla başla
Onun nurdan koruması altında
Öyle bir sen ol ki! Yepyeni Yeni baştan kur artık kendini
Hicab!
Senin o pak varlığının kutsal örtüsü
İffet ve namusun sadık bekçisi Edep ve hayânı süsleyen inci tanesi Huzur-u dareyn’in kutlu bir müjdesi.
Daha söylesem neler neler!
Utanç verici gerçekler
Bazen ikinci sınıf bir insan
Veya kadın hakları lağımında boğulan
Senaryolar, sahneler ve oyunlar
Köhnemiş nice safsatalar
Bedenine dikilmiş tüm gözler
Seni senden alıp götürmüşler
İşte sen! Sen ey kadın!
Böyle doğuyor her anın
Bak artık! Düşün ve irkil Aslını, gayeni, kendini bil
Her dem kendini teşhir etmekten
Rengârenk libaslar giymekten
Ömrün heba olmuş çeyiz dizmekten
Kendin değilsin. Peki ya kimsin sen?
Yok oluyorsun. Yok olmuş benliğin
Özgürce kararlar verdiğin
Muzarin, anın ve mazin
Hep sen, sen değilsin
Az insaf et. Biraz düşün!
Hele bir vur kendini mihenge
Düştü düşeceksin, uçurumun eşiğinde
Özünü bil, haddini bil, dön kendine…
Sen, evet sen!
İnsan olamamışlara heyecan
Cilvesiyle iradeleri kaldıran
Fabrikatörlere ucuz bir amele Olmaktan öteye gidemedin.
Ve sen, ey saf dillim!
Kafan karışık, aklın kararmış
Anın karanlık, istikbalin heba oluyor
Kandırıldın dün, kanmışsın bugün Çözümü bulanlar Hakk’ın emrine uyuyor.
Hep sen, peki ya sen?