"Sonradan pişmanlık duymamak için hangi zamanı hatırlayıp onu değerlendirmeli? En gerekli insanlar kimlerdir, bu durumda, hangi insanlarla daha çok, hangileriyle daha az çalışmak lazımdır? Ve en önemli işler hangileridir ve bu yüzden hangi işi diğerlerinden önce yapmak gerekir?
(...)
Bilge insan, sorularıma cevap vermeni son kez rica ediyorum senden.
(...)
- İstediğin cevapları aldın ya, -demiş.
- Nasıl yani? -demiş hükümdar.
- Nasıl olacak? -demiş münzevi.- Dün benim çelimsizliğime acımayıp benim yerime bu evlekleri kazmasaydın ve tek başına geri dönseydin bu genç adam sana saldıracak ve sen benimle kalmadığına pişman olacaktın. Demek ki en doğru zaman evlekleri kazdığın zamandı ve ben en önemli insandım ve en önemli iş bana iyilik etmendi. Sonra adam buraya koşarak geldiğinde onunla ilgilendin, en doğru zaman onunla ilgilenmendi, çünkü yarasını sarmasaydın seninle barışamadan ölecekti. Demek ki o da en önemli insan, senin yaptığın da en önemli işti. Bu yüzden şunu unutma, tek bir doğru zaman vardır; o da şimdiki andır, en doğru zaman budur, zira ancak o zaman hâkimiyet bizdedir; en önemli kişiyse şimdi buluştuğun insandır, çünkü bu insanın başka biriyle işinin olup olmayacağını kimse bilemez, en önemli iş de ona iyilik etmektir, çünkü insan bu dünyaya yalnızca iyilik etmek için gönderilmiştir."