📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hiç sonu gelmeyen bu sonsuz uçuş, bir gün insanoğlunun böbürlenip tanrıyı alt etmek istemesiyle sona erer. Tanrıyı alt etmek isteyen insanoğlu rüzgâr çıkarır, denizi köpürtür. Ama sonra köpürttüğü denizlere kendisi düşer. Boğulurken tanrıdan yardım ister: "Kurtar beni, ey Tanrı!"
"Yerin yer olduğunda, sularla kaplıydı her yer
Ne gök vardı ne de ay, ne güneş ne de bir yer.
Tanrı uçar dururdu, insan oğluysa tekti, O da uçar, dururdu, sanki Tanrı'yla eşti.
Uçar, hep uçarlardı, yer yoktu konmazlardı."
Türk mitolojik sisteminde yaratımı başlatan dişil güç ataerkil düşüncenin yavaş yavaş ağırlığının artmasıyla geri planda kalmaya başladı; ama tamamen silinmedi. Yeryüzüne indi. Yeryüzündeki doğa unsurları bu kutsal dişinin parçasıydı. Özellikle dış etkilere daha az maruz kalmış, daha az değişmiş ve orman ile avcılık kültürünü korumuş halkların yakın dönemde derlenen anlatılarında bile mağara, ağaç veya orman gibi yerlerle ilgili anlatılarda onların "ana" olarak düşünüldüğü görüldü.
İnsan dünyanın neresine giderse gitsin, yaratılışı dilinden düşürmüyordu. Türkler de hem hareketli oluşları hem de güçlü anlatı gelenekleriyle ünlü bir milletti. Nerede olurlarsa olsunlar hikâyelerini anlattılar, yeni hikâyeler oluşturdular; en önemlisi ise arkaik hikâyeleri bugüne ulaştırmayı başardılar, hem de büyük bir çeşitlilikle.