Dini, yüzlerce kuralı, paragrafı olan inanç grameri haline getirdiler. Peygamberler, "Tanrı'yı hatırla" diye öğretmiyorlardı. "Tanrı'nın yüzlerce tanımını, özelliklerini, emirlerini ezberle" demiyorlardı. Onlar sürekli şunu tekrarlıyorlardı: Sev, sev, sev! İnsanları sev! Her insanı sev! Her canlıyı sev! Bütün dünyayı sev: Ağacı da, taşı da, topraktaki her kum tanesini de, gökteki yıldızı da sev. Her şeyi sev!
Mahrum edilmekten, ağır çalışmaktan, kendilerine karşı duyulan nefretten dolayı bıkmışlar. Kalpleri nefretle dolmuş ve güçleri kime yeterse onlardan sinirlerini çıkarmak istiyorlar.
Ben susamam. Sesimi yükseltmeliyim, alarm vermeliyim ki yöneticilerin, yazarların, bilim adamlarının uyuyan duygu ve vicdanını uyandırayım. Derin, ölüm uykusuyla uyuyorlar. Suç işlercesine uyuyorlar.