Ayşe çiftçi

Ayşe çiftçi
@Acizim
Bu kadar kulluk yetmez, bu kadar edep yetmez. Mademki onun nimetleri artıyor bizim de  boyun eğmemiz artsın.
Talebe ölene kadar
Medrese gerisi vesvese
16 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Üstadım
Bugün millet abdest, namaz, gusül, teyemmüm, tadil-i erkân, oruç bilmiyor. Bunları izah  da etmiyorlar. Nerede ihtilaflı mesele varsa, onun en zayıf tarafını söylüyorlar. Bunları söylemekle akıllarınca dünyada birinci adam olacaklar. Halbuki dünyada birinci şeytan olacaklar, haberleri yok. Allah onlara akıl, fikir versin. Allah aşkına diyorum koyun gibi olmayalım. Bazıları televizyondaki yanlış fetvaları, koyunun kavalı dinlediği gibi dinliyorlar. Bu gözleri hediye eden Allah, bu gözlerinizle niye Kuran’a bakmadığımızı soracak.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
,,ÜSTADIM,,
Bir alim ki Hz Rasulullah’ın  vekilidir. Allah’u Teala Kur’anı Kerim de şöyle buyuruyor; “Biz ona şiir öğretmedik, şiir ona yakışmaz da.” (Yasin süresi ayet 69) Resulullah’a layık olmayan hiç alime layık olur mu, Kur’anı okumak anlamak varken ilahi, şiir okunur mu, şiir okuduğunuzda Kur'an darılıyor, niçin? “o mecliste ben okunsaydım, ben tanınmış, benim şerefim, kıymetim bilinmiş olacaktı, insanlar beni okumaya ve benimle amel etmeye rağbet edeceklerdi” demiş oluyor. Kur’anı Kerim’i böyle gücendirmeye razı mısınız? Alimlere marş okumak da yakışmaz. Her kim okursa marş, ona layık olmaz arş.
ÜSTADIM MAHMUT EFENDİ HAZRETLERİ K.S
--İzzet ve Şeref O'na tabii olmakta... --Tenhada ve açıkta nefse muhalefet Efendi Hazretleri 3. Sohbet Sohbet:3 MAİDE 65-69 İZZET O’NA TABİ OLMAKTA ”Eğer muhakkak olarak o ehli kitap Tevrat ve İncil’i Rablerinden kendilerine indirilen Kuran-ı Azimüşşan’ın ahkamını ikame etseydiler (hakkıyla tatbik etseydiler, üslerindeki (semadan) yağdırmakla, ayaklarının altındaki (yerden bitirmekle) elbette yerlerdi.(Yani çok bolluk olurdu).Onlardan muktesid ümmet (orta halli insanlar) da vardır.Onlardan bir çoğunun yaptıkları ise ne kadar fenadır” Mevla Teala Hazretleri bir hadisi kutside buyuruyor ki: ”Kullarım hakkıyla iman etseydi ve vakti zamanında amel-i salihlerini icra etseydiler, geceleyin yağmur yağdırmakla, gündüzleyin güneşi çaldırmakla, o kadar bol mahsul verirdim ki bitmez tükenmezdi.” Paramız o vakit kıymetlenirdi. Müslümanların parasının aşağı düşmesi, takva ve ameli salihleri ile ilgilidir. Takva azaldı, ameli salih azaldı. Günahlar çoğaldı. Bundan sebep Cenab-ı Hak tam manasıyla yağdırmıyor ve bittirmiyor. Onun için günden güne para değerini kaybediyor. Nasıl ki bizim değerimiz de isyanımızdan dolayı günbegün kayboluyor. Dünyada müslümanların bir heybeti vardır. Düşmanlara karşı olan o heybetimizde kayboluyor ve bizi bir hiç olarak görüyorlar. Hâlbuki biz Rasulullah Efendimizin ümmetiyiz. O, şöyle buyuruyor: Hazreti Cabir (Radıyallahu anh) den rivayete göre Efendimiz şöyle buyuruyor: ”Bana 5 haslet verildi ki benden evvel hiçbir peygambere verilmedi 1-Bir aylık mesafeden (düşmanın benden) korkması ile yardım olundum. 2-Yeryüzü bana hem mescit hemde paklık vasıtası kılındı. Ümmetimden hangi bir adama namaz vakti ulaştı (su ve cami bulamadığı takdirde teyemmüm ile) kılar. 3-Ganimet malları bana helal kılındı, benden evvel kimseye helal olmadı.
وَلَوْ اَنَّهُمْ اَقَامُوا التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِمْ مِنْ رَبِّهِمْ﴿ ﴾لَاَكَلُوا مِنْ فَوْقِهِمْ وَمِنْ تَحْتِ اَرْجُلِهِمْۜ مِنْهُمْ اُمَّةٌ مُقْتَصِدَةٌۜ وَكَث۪يرٌ مِنْهُمْ سَٓاءَ مَا يَعْمَلُونَ۟ “Eğer muhakkak olarak o ehl-i kitap Tevrat ve İncil’i ve Rabbilerinden kendilerine indirilen Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın ahkâmını ikame (hakkıyla tatbik) etseydiler, üstlerindeki (semadan)yağdırmakla, ayaklarının altındaki (yerden bitirmekle) elbette yerlerdi (yani çok bolluk olurdu). Onlardan muktesid ümmet (orta hâlli insanlar) da vardır. Onlardan birçoğunun yaptıkları ise ne kadar fenadır.” (Mâide Sûresi:66) (…) Bu dersteki ayetimizin tefsirinde, Rûhu’l-Beyân da şöyle bir kıssa vardır: Fudayl bin İyad (Rahimehullâh) hazretlerinin bir talebesi vardı. Çok bilgili ve beğendiği bir talebesi idi. Fudayl bin İyad Hazretleri bir gün bu talebesinin ölmek üzere bulunduğunun haberini aldı. Hemen yanına gidip başucuna oturdu ve Yâsîn-i Şerîf okumaya başladı. Talebesi: “Yâ üstad, okuma!” dedi. Fudayl Hazretleri sustu, bu sefer telkin getirmek için “Lâ İlâhe İllâllâh” dedi. Talebesi yine: “Lâ İlâhe İllâllâh deme! Zira ben bu kelime-i tevhidden beriyim”deyip o hâl üzere öldü. Fudayl bin İyad Hazretleri evine döndü, 40 gün evinden dışarı çıkmadı ve ağladı. Sonra rüyasında gördü ki o talebesi cehenneme atılıyor. Ona sordu: “Hangi şey bu marifetin senden soyulmasına sebep oldu, oysa ben seni en iyi talebem bilirdim.” Talebesi dedi ki: “Üç kabahatim vardı. Birincisi: Nemmamlık ederdim. Sana dediğimin hilâfını arkadaşlarıma derdim. İkincisi: Arkadaşlarıma hasûdluk (çekememezlik) ederdim. Üçüncüsü de: Bende bir hastalık vardı. Doktora gittim. Hastalığımdan sordum. O da bana her sene bir kadeh şarap içmemi, eğer içmezsem bu hastalığın bende baki kalacağını
Efendi Hazretleri 52. Sohbet (Ders Ayeti) “Şüphesiz indirdiğimiz o çok açık ayetleri ve doğruyu (biz kitapta onu insanlara pek aşikar bildirdikten sonra) gizleyenler (yok mu!) işte onlara hem Allah lanet eder, hem de lanet ediciler (lanet edebilen her şey) lanet eder.” Bu ayeti Celileler Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in Tevrat’ta yazılı olan bazı vasıflarını insanlara açıklamayan, onlardan gizleyen Yahudiler hakkında nazil olmuştur. Yahudi âlimleri Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in vasıflarını neden gizlediler? Herkes O’nun peşinden gider, kimse bize iltifat etmez, hediyeler vermez diye düşündüklerinden. Hâlbuki Mevla Teala, Yahudi ve Hıristiyanlardan, kitaplarında yazılı olan Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in vasıflarını insanlara öğreteceklerine dair misak (söz) almıştı. Nitekim Ali İmran suresinin 187. ayet-i celilesi buna delalet eder şöyle ki: “Ve (Habibim! Hatırla ki) bir zaman Allah (u Teala), kendilerine kitap verilenlerden ‘Yemin olsun ki, elbette onu (kitabın içinde olan hükümleri) mutlaka insanlara açıklayacaksınız ve onu gizlemeyeceksiniz.” Diye kuvvetli söz almıştı. Onlar ise, onu (o sözü) sırtlarının arkasına attılar (onunla amel etmeyi terk ettiler) ve onun karşılığında, az bir menfaati satın aldılar. Satın aldıkları o şet ne kötüdür.” Allahu Teala’nın ahkâmını gizlemek başka türlü de olur. Önceleri ahiret ilimleriyle dünya ilimleri beraber okutuluyordu. Bazı şeytan fikirli adamlar dediler ki: “din ile dünya ilimlerini ayıralım. Din ilimlerini okuyanlar imam, müftü olsunlar, dünya ilimlerini okuyanlar da doktor, eczacı, mühendis, mimar vs.” Bir müddet sonra karşılarına fırsat çıkınca: “Ortaokullarda, liselerde okumadan ne müftü, ne de imam olabilirsiniz.” Dediler. Aileler tamamiyle çocuklarını ortaokullara ve liselere