Halis Bayancuk’un (Ebu Hanzala) kamuya açık sohbet ve konuşmalarında IŞİD’i açıkça mahkûm etmekten kaçındığı, örgütü hedef alan eleştirileri “genelleme”, “iftira” veya “Müslümanlara savaş açma” olarak nitelediği; ayrıca IŞİD mensuplarının tekfir edilmesine karşı çıkarak onların niyet ve cihad iddialarını savunur bir dil kullandığı yönünde yaygın değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu yaklaşım, IŞİD’in ideolojik çerçevesini meşrulaştıran ve fiillerini dolaylı biçimde savunan bir tutum olarak yorumlanmış; bu nedenle güvenlik ve yargı mercilerince radikalleşmeyi besleyen söylem kapsamında ele alınmıştır.ideolojik yönlendirme ve meşrulaştırma yoluyla kişileri örgüte katılmaya hazırlama sürecidir. Bu çerçevede, IŞİD’i açıkça mahkûm etmeyen, aksine eylemlerini bağlamlayarak “cihad”, “mazlumiyet” ve “tekfir karşıtlığı” diliyle savunan söylemler; gençlerin zihninde örgütü meşru bir seçenek gibi göstermiş, radikalleşmenin önündeki ahlaki ve dinî bariyerleri zayıflatmıştır. Güvenlik ve yargı değerlendirmelerinde bu tür söylemler, örgüte doğrudan üye kazandırma talimatı olmasa bile, fiilen örgüte katılımı kolaylaştıran, teşvik eden ve sonuç doğuran bir etki oluşturduğu için “örgüte eleman teminine zemin hazırlama” kapsamında ele alınmıştır.
IŞİD’in öldürdüğü Müslümanlar, örgütün en büyük ve en acı gerçeğidir. Kurbanlarının ezici çoğunluğu Müslümandır; bu da IŞİD’in söyleminin aksine İslam’a değil, Müslümanlara savaş açtığını açıkça gösterir.IŞİD, tekfirci anlayışı nedeniyle kendisi gibi düşünmeyen Müslümanları “mürted”, “tağut yanlısı” veya “kâfir” ilan etmiş; bu gerekçeyle Sünni Müslümanları, Şiileri, Ehl-i Sünnet âlimlerini, imamları, sivil halkı, kadınları ve çocukları hedef almıştır. Irak ve Suriye’de camilerde namaz kılan cemaatler, pazar yerleri, düğünler ve cenazeler saldırıya