Hiper-realitenin şehvetine kapılan kitleler, artık gerçekle yüzleşecek zihni ve duygusal donanımlarını yitiriyorlar. Ekrandaki mükemmel, yaldızlı, biteviye akan kurgular gerçek, eksik, karmaşık ve sınırlı hayatların yerini alıyor.
hiper-realite : gerçek ile taklidin birbirine karıştığı, hatta taklidin "daha gerçek" olarak algılandığı yapay bir durum.
Aynı medeniyete mensup insanlar, iki üç nesil öncesinin tutum ve davranışlarına yabancılaşabilir yahut onları yeniden ve farklı bir bakış açısıyla keşfedip sahiplenebilirler.
İnsanlar isimlendirmelerden büyülenmeyi bırakamadıkları sürece ne okurlarsa okusunlar koyunlar gibi isimlerin peşinden koşarlar. Unvanı belirleyen böylelerinin fikirlerini de belirlemiş olur. Eleştirel okuma melekesini asla geliştiremezler. Çok okusalar dahi öğrenemezler. Başkalarına fikri köle olmaktan kurtulamazlar.
Nihayetinde hepimiz İslam'ın çocuklarıyız. İslam bizim babamız. Babamız bize borç bıraktıysa borcunu öderiz, bundan da gocunmayız. İslam medeniyeti bugün bizim elimize mağlup
şekilde ulaşmış, "İslam'ın Uhud çağında doğmuşuz." der geçeriz. Babam bana borç bıraktı diye arkasından yapıcı olmayan faydasız homurtuyu, ben kendi ahlakıma yakıştırmam. Ama o
borç artık benim borcum olmuştur. Bana yakışan bu borcu ödemek için çabalamaktır.