İslâmiyet öncesi ve sonrası binlerce yıllık Arap-Fars şiirinin aşk , garam, hasret, çöl, mecnun, kevser, mehtap gibi baharatlı kelimeleri; bin bir çiçekli, bin bir rayihalı Şark bahçelerinde dolaşıyormuş gibi etkiliyordu insanı.
Asil insanların en neşeli zamanlarında bile bir hüzün vardır, daha düşük ruhlar ise en sefil zamanında bile neşelidir. İnsanların fazla gülmediği, kadınlarla çocukların evin erkeklerinin yanında yüksek sesle konuşmadığı; dede,baba eve geldiği zaman Arap şarkıları çalan radyonun kapatıldığı, alelacele yenilen yemek sırasında kimsenin konuşmadığı, neşesiz ve tatsız bir hayata çok uyan bir şiir bu .
Kırmızı rüzgarın, mahşer gününün bir işareti olarak estiğini, bu fani dünyanın nimetlerine dalıp gitmememiz için bir uyarı olarak gönderildiğini söyler dururdu.