Çiçero (Yüzyılın Casusu)

·
Okunma
·
Beğeni
·
904
Gösterim
Adı:
Çiçero
Alt başlık:
Yüzyılın Casusu
Baskı tarihi:
24 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059820493
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elhamra
Bir Türk 2. Dünya savaşı’nın kaderini değiştirdi, ama bunu yalnızca üç kişi biliyordu.

“Bu kitap, macera romanları arasında Sherlock Holmes’un keşfi kadar büyük bir gelişmedir.”

- Charleston News & Courier -



“Çiçero, James Bond’u amatör hissetmenize sebep olacak.”

- Wilmington News -



Askerliğini Çankaya Köşkü’nde Atatürk’ün yanında yapan Elyesa Bazna’nın kod adı Çiçero’ydu. Ve bu sessiz casus Çiçero, yalnızca bu kitapta konuşuyordu!

“Çiçero, 2. Dünya Savaşı’nın en korkusuz ve tehlikeli ajanıydı. İngiliz diplomatik kodlarını çözmüş, Almanlara; Stalin, Roosevelt, Churchill’in Yalta Antlaşmaları’nı bildirmiş ve onlara ‘Overlod Operasyonu’nun Avrupa’nın istilasının kod adı olduğunu söylemişti.”

- Dayton Daily News -



Uluslararası ilişkilerde yaşanılan perde arkası olaylarla sıkça ismi duyulan bu esrarengiz casusun, gizemli hayat öyküsünü en ince ayrıntısına kadar, “Çiçero - Yüzyılın Casusu”ndan öğreneceksiniz.

“Türkiye İngiliz Büyükelçisi’nin uşağı, savaş zamanının çok önemli sırlarını nasıl Almanlara sattığını anlatırken, içindeki karakterler bu harika kitaba müthiş bir heyecan katıyor.”

- Saturday Review -

Yıllar öncesine ait inanılmaz bir casusluk hikâyesinin yalın ve dramatik detayları ile tanışmaya hazır mısınız?
216 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Yüzyılın Casusu olarak anılan, Elyesa Bazna (Çiçero) 2. Dünya Savaşı sırasında Ankara'da birçok Büyükelçilik'te uşaklık yapıyor. İngiliz Büyükelçiliği'nde uşaklık yaparken para hırsı için casusluk yapmaya karar veriyor. Çok büyük riskler alarak İngiliz Büyükelçiliği'ndeki belgelerin fotoğraflarını çekerek Alman Büyükelçiliği'ne para karşılığında satıyor.

Almanya başta belgelerin gerçek olmadığını düşünüyor çünkü bu kadar önemli bilgilere kimsenin ulaşamayacağını düşünüyor. Hatta bilgilerin doğru olup olmadığını test etmek için belgelerde yazıyor olmasına rağmen Sovyetler'in Nazi işgalindeki Bulgaristan'ın başkenti Sofya'yı bombalamasına karşı önlem almıyor. 4 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan bu olayda belgelerin doğruluğu ispatlanıyor.

Elyesa Bazna casusluk yapmayı bıraktığında aldığı paralarla iş kuruyor fakat banknotların sahte olması nedeniyle iflas ediyor. (Almanya ona sahte para veriyor bu paralar o kadar profesyonelce basılmış ki İsviçre Bankası bile kontrol ederken sahte olduğunun farkına varmıyor, yıllar sonra sahte olduğu anlaşılıyor.)
Elyesa Bazna yıllarca sefalet içinde yaşıyor ve ölüyor.

Sürükleyici ve etkileyiciydi arkadaşlar kitabı okumanızı tavsiye ediyorum :)
216 syf.
·6/10
2019’da Serdar Akar tarafından filme de alınan Çiçero, gerçek.

2.Dünya Savaşı zamanında casusluk yapan Elyesa Bazna’nın hayatı anlatılıyor. İngiliz Sefareti’nde sıradan bir görevli olan Bazna’nın bulunduğu konumdan hoşnut olmamasıyla beraber Almanlara çalışmasıyla başlıyor her şey. Bugün bu bilgilerin bu kadar net olması da Bazna’nın parasızlık neticesinde günlüğünü satmak zorunda kalmasından. Almanlarla çalışırken Elyesa Bazna kod adı olarak Çiçero’yu kullanmaya başlıyor. 2.Dünya Savaşı’nın kaderini değiştiren adam olarak adından söz ettiriyor sevgili Çiçero. Zamanında Hitler, Çiçero’ya güvenseydi; Almanlar yenilmeyecekti belki de.

Kitap tam olarak belgesel roman niteliğinde. Kısa sürede okunup bitirilebilir. Fakat beklediğim kadar güzel değildi. Biyografik olması nedeniyle edebi bir dili yok. Fakat 2.Dünya Savaşı dönemi zihniyetiyle ilgili fikir edinebilme açısından güzel. Diello Elyesa
216 syf.
·Beğendi·7/10
..İyi Okumalar Dilerim..

25 Kasım 2001’de,yani bundan 19 yıl önce,evet,19 yıl, Murat Yetkin,Radikal’deki köşesinde “Çiçero Türk casusu muydu?” başlıklı bir yazı kaleme almış. Nitekim,Murat’ın casusluk hikayelerine merak sardığı sonradan belgelere dayanan iki muhteşem casusluk romanı yazmasından belli. Kendisine bunu hatırlattım, “Çiçero’nun asıl öyküsü ikinci kitapta” dedi. Henüz okuyamadım,ama haberiniz olsun. Öyküye dönersek, Murat Yetkin o yazısında aslında öyküye kaynak oluşturacak bir biçimde Arnavut kökenli İlyas Bazna’nın Ankara’da Alman ve İngiliz Sefaretleri’nde çalıştığını ve casusluk yaptığını anlatıyor. İngilizlerden aldığı bilgileri Almanlara satan Bazna için önemli bir soru soruyor, “Bazna Türk casusu muydu,MİT elemanı mıydı?” Bu sorunun yanıtını kitabın tadını kaçırmamak adına vermeyeceğim. Sonuç olarak bir casusluk senaryosu ve yüksek gerilimde geçiyor,öykünün tamamını anlatırsam nasıl okuyacaksınız,heleki katil kim söylersem? Ama şu kadarını söyleyebilirim : II. Dünya Savaşı bütün dünyada yakıp yıkarak devam ederken savaşın dışında kalma çabası içindeki Ankara’da da casuslar savaşı sürmekte,her yerde ajan kaynamakta,İngiltere ve Almanya,Türkiye’yi kendi yanlarında yer alması için ikna etmeye çalışmaktadır.

Elyesa Bazna’nın Arnavutluk’daki çocukluğuyla başlayan hikaye,daha ilk sayfalardan savaşın ne kadar korkunç olduğunu hatırlatıyor bize : çoluk çocuk,hayvan demeden vahşice katledilen bir kasaba halkının cesetleri yerlerde yatarken çeteciler avlarının tadını çıkarmakta ve içip içip hareket eden her şeye silah sıkmaktadır. Bazna,saklandıkları bodrumda sağ kalmıştır ama aklı meydanda kalan down sendromlu kardeşi Ali’dedir. Onu aramaya çıkar,canlı bulur ama kurtaramaz. Daha sonra rastlayacağımız engelli çocuk hikayesine buradan bağlantı verelim. Almanlar Ari bir ırk yaratmak çılgınlığı içinde engelli ve down senromlu Alman çocukları da toplayıp gaz odalarında öldürmektedir. Alman Sefaretinde Büyükelçinin sekreteri olarak çalışan güzel Alman kadınının en büyük zaafı ise budur,down sendromlu çocuğu...

II. Dünya Savaşı hudutlarımız dışındadır ama Almanlar ve İngilizler Türkiye’yi kendi yanlarında savaşa sokmak için komplolar hazırlamaktadır. İnönü hükümeti ise bu komplolara karşı komployla cevap verir ve ülkeyi kan gölüne dönmekten kurtarır. Türkiye,o dönem belki ekonomik olarak çok sıkıntı çeker ama II. Dünya Savaşı cehenneminden de uzak durabilir. Ne yazık ki günümüz politikacıları İsmet İnönü’nün askeri dehasını anlamadıkları gibi,siyasi dehasını da anlamayacak ve onu suçlamak ve aşağılamak için ellerinden geleni yapacaklardır.

Elyesa Bazna hakkında bilinmeyenler ;

1904, Priştine doğumlu İlyas Bazna, 1918 yılında Sırplar'ın Priştine işgali sonrasında anne ve babasıyla İstanbul'a göç etti.
Askerlik hizmetinin bir bölümünü Çankaya Köşkü'nde Atatürk'ün yanında yapan Bazna, terhis olduktan sonra ticarete atılsa da başarılı olamadı.

MEKTUPLARI OKURKEN YAKALANDI

2. Dünya Savaşı yıllarında Ankara'da ilk olarak Yugoslavya Krallığı'nın büyükelçisinin, daha sonra da Almanya büyükelçilik müsteşarının uşaklığını yaptı. Almanya büyükelçiliğinde çalışırken müsteşarın mektuplarını okurken yakalanması işinden olmasına neden oldu. Ve tarihler Eylül 1943'ü gösterdiğinde de Britanya'nın Ankara büyükelçisi Hugge Knatchbull-Hugessen'in uşaklığını yapmak üzere Britanya elçiliğine giriş yaptı. Güzel sesi ve operaya olan tutkusu nedeniyle kısa sürede büyükelçi ile yakınlaşan Bazna, elçilik banyosunda bir yandan büyükelçinin sırtını ovarken, bir yandan da elçiye opera aryaları söyleyecek derecede yakınlaştı.


...HERKES ONU APTAL SANDI AMA...

Britanya büyükelçisi ve istihbarat üyelerine göre Bazna aptal, saf ve İngilizce bilmeyen kendi halinde bir uşaktı.
Bazna ise içten içe babasının ölümünden dolayı İngilizler'i suçluyor ve para hırsı gözlerini iyice bürüyordu. Bu düşünceler altında İngilizler'in önemli bilgi ve belgelerini Almanlar'a satma kararı aldı. Kafasındaki planı uygulamak içinse 26 Ekim 1943 tarihinde Alman istihbaratının önemli adamlarından olan Ludwig Moyzisch'le iletişime geçti. Belge başına 20.000 Sterlin verildiği takdirde casusluk yapabileceği teklifinde bulundu. Berlin'e onaya gönderilen casusluk faaliyeti için 29 Ekim 1943 tarihinde onay geldi. Ve Bazna artık işine odaklanabilirdi. Duş yaparken dahi kasa anahtarını boynunda taşıyan İngiliz elçisinden anahtarın kopyasını almak zor olacaktı. Fakat Almanlar özel bir teknikle bu sorunu da halletti. Balmumundan yapılmış özel bir ağda sayesinde, elçi duş alırken sırtını ovalayan Bazna kasa anahtarının ölçüsünü balmumuyla kopyalamayı başardı. Ve elçi her duşa girdiğinde kasadaki belgelerin fotoğraflarını çekmeye başladı.


EŞİ BENZERİ OLMAYAN BELGELER

Alman büyükelçi Franz Von Papen ve Bazna arasındaki ilk alışveriş görüşmesi büyükelçilik binasının bahçesinde gerçekleşti.
İlk görüşme olmasına rağmen Papen ve Bazna açısından çok verimli geçen görüşmede, Bazna 20.000 sterlin kazanırken, Papen kelimenin tek anlamıyla muhteşem belgeler elde etmişti. Artık Türkiye üzerinden Sovyetler Birliği'ne gönderilen askeri yardımlar, Ege'de Türkiye topraklarının da kullanıldığı İngiliz askeri operasyonları ve Britanya'nın Türkiye'nin kendi saflarında savaşa katılması için yaptığı tüm baskılar Almanya büyükelçisinin elindeydi. Fakat alınan bu bilgiler bile güvenilmez bir kişiliğe sahip olan Bazna'ya, Almanlar'ın tam anlamıyla güvenmesini sağlayamadı. Fotoğrafta görülen Nazi Almanyası Dışişleri Bakanı Ribbentrop, Bazna'nın ikili oynayan bir İngiliz ajanı olduğunu düşünmekteydi. Normandiya Çıkarması'nın planı da dahil olmak üzere birçok belge ulaştıran Bazna, Hitler'in de güvenini kazanamamıştı. 1943 yılında Bazna'nın ulaştırdığı bilgilerle dolu olan konferans salonunda konuşan Hitler, 'Müttefik kuvvetler batıdan değil, Balkanlar'dan ya da Norveç tarafından saldırıya geçecek' diyordu.

EĞER BAZNA'YA İNANSALARDI...

Öyle ki, Ocak 1944'te müttefik kuvvetler tarafından Sofya'nın bombardımana tutulacağını söyleyen Bazna'ya inanmayan Almanlar, büyük bir hezimete uğramış ve ciddi kayıplar vermişti.
Bazna'nın sözleri ciddiye alınsaydı Almanya bu kadar büyük kayıp vermeyecek, hatta müttefik kuvvetleri püskürtme şansını yakalayabilecekti. Artık Bazna güvenilir bir Alman ajanıydı.
2. Dünya Savaşı boyunca Başbakan İsmet İnönü ve Dışişleri Bakanı Menemencioğlu'nun politikası ise savaşa katılmama yönündeydi.
Fakat müttefik kuvvetlerin yanı sıra, Almanya da Türkiye'nin kendi saflarında savaşa katılması için baskılarda bulunuyordu. Bazna'nın uçurduğu bilgilere göre Türkiye müttefik kuvvetlere yardım ediyordu. Bu belgelerde Türkiye'nin müttefik kuvvetler yanında savaşa katılması için gerçekleştirilen Kahire ve Tahran Konferansı'nın içeriği, hem de sonuçları bulunmaktaydı. Müttefik kuvvetlerin Türkiye üzerinde gerçekleştirdiği baskılar, Britanya askerlerinin Ege'de gerçekleştirdiği operasyonlar ve Türkiye üzerinden Sovyetler'e ulaştırılan silahlar artık güvenilir bir ajan olan Bazna tarafından iletildiği için tamamen gerçekti. Ulaştırılan belgelerin gerçekliği konusunda akıllarında en ufak bir şüphe kalmayan Almanlar, Türkiye'ye sert bir nota vererek öfkesini dile getirdi. Verilen bu nota müttefik kuvvetlerde derin bir sessizliğe sebep olmuştu. ABD, Sovyet ve hatta İngiliz istihbaratı bile İngiliz elçiliğinde sızıntı olduğunu düşünüyordu.

Çemberin gittikçe daraldığını düşünen Bazna, Alman elçiliğinde sekreterlik görevi yapan Lena Kapp'ın Amerikan ajanı çıkmasıyla iyice gerilmişti. Alman elçiliğinde Cicero diye bilinen Bazna için Kapp şunları söylemişti; 'İngiliz elçiliğinde Cicero diye birisi var, bizim elçiliği aradığı an büyük hareketlilik başlıyor ve düşük rütbeliler odadan çıkarılıyor.'


KAÇIŞ ZAMANI

Kendisi için yaklaşan büyük tehlikenin farkına varan ve Almanlar tarafından uyarılan Bazna, nam-ı diğer Cicero, casusluk faaliyetinden kazandığı 300.000 Sterlinlik servetini de alıp Arjantin'e kaçtı. Kaçışından sonra Cicero'nun İlyas Bazna olduğunu anlayan İngilizler büyük şok içindeydi. Hatta İngiliz büyükelçi Hugesson 'O ajan olamaz, bir kere çok aptal, ikincisi bir kelime dahi İngilizce bilmiyor' diyerek Bazna'yı savunuyordu.


SAHTE PARA ŞOKU

Arjantin'de büyük servetiyle lüks bir hayat yaşayacağını düşünen Cicero burada büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya kalmıştı. Almanlar'ın kendisine ödediği 300.000 sterlinin tamamı sahteydi.
Almanlar savaş boyunca İngiliz ekonomisini çökertmek amacıyla bastıkları sahte sterlinleri Bazna'ya yaptıkları karşılığında vermişti.


Sahte sterlinler için ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalan Bazna, savaş sonrasında Almanya'yı mahkemeye verdi ve küçük bir miktar tazminat almayı başardı. Fakat aldığı tazminat yaptıkları karşılığında 'çerez parası' diye nitelendirilebilecek boyuttaydı. Çok istediği ve uğruna ölümü göze aldığı parayı ise 'Ben Cicero'yum' adıyla yazdığı kitaptan kazanabildi.
216 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Kitabın adı: Çiçero
Yazarın adi: Dıello Elyesa
Okuyanınadı:Nezaket Topal

Çiçero priştinada doğmuş bir insandi çocukluğundan .
Gerçek adı Elyasa Baznadır ingiliz büyük elçisinin özel hizmetçisidir görünüşte aslında almanlara casusluk yapar hemde para karşılığında yapar bu işi birgün alman büyükelçiligine bir kız gelir sekrete olarak ve işler değişir kimdir bu kız....

Kitap beni sarmadı fakat yarım bırakm gibi bir huyum olmadığı için okuyup bitirdim filmini daha zevkli izlemiştim.
216 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Kendi hikayelerinden ve o yılların diplomalarının günlüklerinden derlenmiş bir hayat hikayesini anlatıyor.

Film ile kitap arasında çok büyük farklılıklar var.
216 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
İkinci Dünya Savaşı yıllarında yüzyılın ajanı olarak nitelendirilen ÇİÇERO'nun Stern Dergisi'ne yazdığı "Ben Çiçero'ydum" un , muhabir Hans Nogly ile ön görüşme notlarından kaleme alınan ilginç bir ajan hayat hikayesi.
Kitapta Arnavut asıllı Türk ajanı (Elyesa Bazna) ÇİÇERO'nun özgüvenini, duygularını, ukalalıklarını ve düşüncelerini samimi bir şekilde bulabileceksiniz buda kitabı ilginç, güzel ve okunası kılıyor. Tavsiye edilebilir bir kitap...
216 syf.
·Puan vermedi
Çiçero Yüzyılın Casusu - Diello ELYASA
.
Kitap Yorumu;
Biyografi kitaplarını güzel anlatımı olan akıcı olanları ayrı bir severim birde okunmaya değer kişiler ise abartılmadan güzel oluyor. Çiçero Kavas olarak büyük elçilikler de çalışan hizmet görevlesi kimi zaman evlerinde kimi zaman elçilikler de İngiliz büyükelçisi kavası iken gizli dosyaları elde etmek için bir sürü işi kalkışıyor ve hep kedisinin avam değil de üst tabakalar veya kişilerden olduğuna inanmış biri ve bu konuma gelmek için içinde herşeyi yapacağını belirtiyor türk olduğu söyleniyor Balkan göçmenlerin den fakat kendi anlatımında da hep hırsı için yapmış gibi dile getiriyor. Türk istihbaratıyla ilgili hiç bir bilgi yok kendisi de hiç dile getirmemiş ve bu açıdan da bakıyorsunuz yaşadıklarına bazen çok acemice davranıyor. Hani bence gerçek bir casus olsa bu kadar hata yapmaz diye düşünüyorum. Ve bu işler bittikten sonra da aç gözlülüğü ortada okuyunca anlarsınız. Şunu diyebiliriz II. Dünya savaşı sırasında İngilizlerin gizli dosyalarını fotoğraflayıp Almanlara satması ve aldığı paraların sahteliği ve Almanların kendisine inanmaması ve İngilizler tarafından aramıza sızmaya çalışan olarak görülmesi belkide Almanlara bu savaşı kaybettirdi inanmış olsalardı Rusya İngiltere ve Fransa çok kötü durumda kalabilirdi. Merak edenler okuyabilir ve Çiçero ismini de Almanlar kendisine takmışlardır. Sonrasında mit de ismi geçiyormuş dense de şansen bilemedim kendi fikrim tabi kitapla kalın.
Keyifli Okumalar.
Almanlar savaşın ilk yıllarında çok fazla miktarda Türk keteni satın aldılar. Ardından toplama kamplarından tüm milletlerden yetenekli baskıcılar, gravürcüler ve diğer uzmanlar topladılar. Türk keten bezlerinden İngiliz parasının sahtelerini yapmak için mükemmel bir eğitim aldılar. Tarafsız ülkelerde bu paraların çok yüksek miktarda tedavüle sürülmesiyle Almanlar, İngiliz parasının değerini çökertemeselerde zayıflatmak istiyorlardı.
‘’Aslında casus olmakla hırsız olmak arasında fazla bir fark yoktur. Amaç çalmak. Hırsız mücevher çalar, ajan ise sırları.’’
Elyesa Bazna
Diello Elyesa
Sayfa 30 - Elhamra

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çiçero
Alt başlık:
Yüzyılın Casusu
Baskı tarihi:
24 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059820493
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elhamra
Bir Türk 2. Dünya savaşı’nın kaderini değiştirdi, ama bunu yalnızca üç kişi biliyordu.

“Bu kitap, macera romanları arasında Sherlock Holmes’un keşfi kadar büyük bir gelişmedir.”

- Charleston News & Courier -



“Çiçero, James Bond’u amatör hissetmenize sebep olacak.”

- Wilmington News -



Askerliğini Çankaya Köşkü’nde Atatürk’ün yanında yapan Elyesa Bazna’nın kod adı Çiçero’ydu. Ve bu sessiz casus Çiçero, yalnızca bu kitapta konuşuyordu!

“Çiçero, 2. Dünya Savaşı’nın en korkusuz ve tehlikeli ajanıydı. İngiliz diplomatik kodlarını çözmüş, Almanlara; Stalin, Roosevelt, Churchill’in Yalta Antlaşmaları’nı bildirmiş ve onlara ‘Overlod Operasyonu’nun Avrupa’nın istilasının kod adı olduğunu söylemişti.”

- Dayton Daily News -



Uluslararası ilişkilerde yaşanılan perde arkası olaylarla sıkça ismi duyulan bu esrarengiz casusun, gizemli hayat öyküsünü en ince ayrıntısına kadar, “Çiçero - Yüzyılın Casusu”ndan öğreneceksiniz.

“Türkiye İngiliz Büyükelçisi’nin uşağı, savaş zamanının çok önemli sırlarını nasıl Almanlara sattığını anlatırken, içindeki karakterler bu harika kitaba müthiş bir heyecan katıyor.”

- Saturday Review -

Yıllar öncesine ait inanılmaz bir casusluk hikâyesinin yalın ve dramatik detayları ile tanışmaya hazır mısınız?

Kitabı okuyanlar 104 okur

  • Serdar Sekman
  • Abdullatif can
  • Selma cicek
  • Dilara Coşar
  • Osman Koçak
  • Hüseyin
  • Hayat Garip
  • Duygu Suludere
  • Yunus küçük
  • Leylâ Âyşe

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.9 (7)
9
%15.9 (7)
8
%20.5 (9)
7
%25 (11)
6
%15.9 (7)
5
%2.3 (1)
4
%2.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%2.3 (1)