Nasıl ki günahkâr ve ihmalkâr yaşam tarzının sebep olduğu fiziksel hastalıklar her türden insanı vurursa, tarifsiz acıların, katlanılmaz zulmün, acımasızca görmezden gelinişin sebep olduğu o korkunç ahlaki uzlaşma da, ayrım gözetmeksizin herkesi kırıp geçiriyordu.
… kaçınılmaz sonlarını bekleyen kurbanların acısı çökmüştü yüreğine; bir çağrışımlar zinciri, eski bir gemiye ait derinlerdeki paslı bir çapayı su yüzüne çıkarır gibi getirmişti bu kelimeleri aklına.
Üzerinde, uzun süre yolculuk etmiş, çok mücadele vermiş, yolunu kaybetmiş fakat nihayet yolunu tekrar bulup sona yaklaşmış bitkin bir adamın tavrı vardı.