Bunun nedeni Filimore'un bugüne değin çok uzun süre beklemiş olması ve belli bir yaştan sonra umutlanmanın aşırı derecede çaba gerektirmesi yani insanın yirmi yaşında sahip olduğu inanca asla tekrar kavuşamamasıydı.
Talih yanılıyor olmalıydı. Ve inanmaz bir biçimde çevresine bakıyor, çevresine, arkasına, talihin asıl yöneldiği kişilerin bulunabileceği yerlere bakınıp duruyor ama kendisinden başka hiç kimseyi görmüyordu; hem kişi konusunda yanılgı olamazdı, bu insanı imrendiren yangının kendisine yöneldiğine inanmak zorundaydı.
Düşlerde her zaman saçma ve karmaşık bir şeyler vardır ve insan tüm gördüklerinin yalan olduğu duygusundan ve en güzel anda uyanacağı düşüncesinden hiçbir zaman tam olarak kurtulamaz.
Hatta şu anda, içinde derin bir eziklik hissediyordu, hani yazgının en belirleyici anları, size dokunmadan burnunuzun dibinden geçip gider ve sizi solmuş yapraklardan oluşan bir burgacın ortasında bırakırlar ya, işte o yiten korkunç ama dev fırsat duygusunu hissediyordu.