Elif Şafak yine harikalar yaratmış... Tekila Leyla bir hayat kadını ve bütün hayatı çırılçıplak gözümüzün önünde. Bu hayat herkese adil davranmaz, herkes aynı şartlarda yaşayamaz.Hayat bize ne getirirse getirsin önemli olan karakterinden ödün vermemektir. Elif şafak bunu kitabında çok güzel yansıtmış. Bir çok olaya değinmiş, farkındalık oluşturmak istemiş.Yine çok beğendim. Yine içime dokunan bir Elif Şafak klasiği... özellikle okuyucuya not kısmındaki şu kıymetli yeri paylaşıyorum sizinle ve dönüp baktıkça kendimle,
Romanın 1990 senesinde bitmesinin sembolik bir önemi var: 1990 yılına dek, Türk Ceza Kanunu'nun 438. maddesi, tecavüz sanıkları eğer kurbanın fahişe olduğunu ispatlayabilirlerse cezalarının üçte bir oranında azaltılmasına izin veriyordu. "Bir fahişenin ruhsal ya da bedensel sağlığı tecavüzden olumsuz etkilenmez" diyerek savundular bu maddeyi kimileri.
1990'da, seks işçilerine karşı saldırılarda korkunç bir artış yaşandığında, kadınlar birlikte eylem yaptılar. Her zaman inanıyorum ki kadınların birbiriyle dayanışma içinde oldukları ülkelerde ataerkillik geriler. Kadınlar bölündüklerinde ataerkillik pekişir.
O pretosto eylemlerinin de etkisiyle 438. madde kaldırıldı.
Okuyucuya not kısmında gerçekten içime dokundu... hem keyifli bir roman hem de farkındalık yaşamanız, dışardan yargıladığınız, küçümsediğiniz hayatların nasıl geçtiğini, neler başardıklarını, neler hissettiklerini anlamış olursunuz.
Çok değerli bir yazar Elif Şafak...