Evreni keşfetmeye kalkacak her insanın Dünyayla bağlarının tamamen kopacağı kaçınılmazdır. Sadece Samanyolu’nun merkezine gidip dönseler bile 44 yıl yaşlandıklarını bu yolculuk sonunda Dünya saatiyle ölçüldüğünde 104 bin yıl sonraki Dünyaya döneceklerdir. Kısaca yıldızlara yolculuk edecek her insan ailesini, toplumunu, hatta türünü ebediyen geride bırakacaktır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kuantum mekaniğine göre evren tümüyle rastlantısaldır. Muazzam büyüklüğe sahip herhangi bir rastgele evren, uçsuz bucaksız kaos denizinde doğal olarak en az birkaç karmaşıklık cebi yaratacaktır ki evrenimizde olan da tam bu gibi görünmektedir. Şansla tutarlı olan böylesi nadir sapmaları açıklamak için bir yaratıcıya ya da çoklu evrenlere ihtiyacımız yoktur.
Karanlık madde evrenin %26’sını, karanlık enerji ise %70’ini oluşturur. Evrenin kütlesinin %96’sı yaşamla bağlantılı olduğu düşünülen türde maddelerden oluşmadığını görüyoruz. Enerji israfı da büyüktür. Güneşin yaydığı enerjiden, her 1 milyar fotondan sadece ikisi Dünyayı ısıtmaya yarar, geri kalanı hiçbir işe yaramadan uzaya dağılır.
Atomik maddenin sadece %2’si helyumdan daha ağır elementlerden oluşur. Bu miktarın sadece %1’nin yarımı yaşamın temel elementi karbondan meydana gelir. Yani evrenin kütlesinin 0,0007’si karbondur. Ve biz kalkmış tanrının evreni, yaşam için gerekli karbonu yıldızlarda üretebilsin diye özel olarak tasarladığını düşünüyoruz öyle mi?
Aslında düşünürseniz, sonsuz güce sahip bir tanrı niçin 6 güne bile ihtiyaç duysun? Her şeyi bir anda yaratamaz mıydı? Ve işi bittiğinde neden dinlensin?