Aslında anlatamayanlar dörde ayrılıyor: birincisi, hiç anlamamış olanlar. Onların zaten anlatma ihtimali sıfırdır. Bunlar belki dile hakim olamayanlardır. Üçüncüsü, anlamadığını anlamamış olanlar. Bunlar boş klişeleri tekrarlayarak ömürlerini geçirirler. Dördüncüsü ise anlasa da anlaşılmaz olmayı tercih edenler. niçin? Çünkü muhatabın anlayamadığı şekilde konuşma  biz de kişiye (itibar) kazandıran bir şeydir “Entelce” konuşmak daima karşındakini” cahil” yerine koyar ve bu aradaki açık, entelğe yeterli statüyü temin eder. Halbuki gerçek arıdır, durudur , anlaşılırdır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!