Ahmet Hamdi Ceylan

Ahmet Hamdi Ceylan
@Ahamdiceylan
Günün birinde “Benden bu kadar.” diyebilecek miyim diye düşünür dururdum. İşte şimdi diyorum Nazenin: “Benden bu kadar.” Beni hep yüreğinde taşımanı istiyorum, demeyeceğim çünkü yürekte taşınanların da bir yük olduğunu kepaze bir yaşam sürerek anlamış oldum. Sen beni anla ve hatırına geldiğim vakitlerde gülümse kâfi. Biliyor musun, seni çok özledim...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hem böyle bir vedaya hazır da değildim. Hoş, insanın bir vedaya hazır olması da pek mümkün değildi zaten. Veda ve gitmek aynı eylem dahlinde olsa da hissiyatındaki yakıcılık nedeniyle derin farklar barındıran iki kelimeydi. İnsan veda ederken ruhundan bir parça bırakırdı, azalırdı. Gitmek ise mekândan, insandan ya da nesneden uzaklaşmaktı. Her giden eksilmezdi ama her veda eksiltirdi. Turgut ikisini yapmadı. Ne veda etti ne de gitti. O yok oldu...
Bir evde üç kadın vardı, üçü de birbirine yabancıydı. Aynı soyadını taşımak, aile olmak demek değildi. Ve bir insanı öldürmek için ille de silah gerekmezdi. Gizlenen her sır, söylenen her yalan ve bizden esirgenen sevgi de birer suç aletiydi.
Bu kağıdın son parçası yüreğime bir hançer gibi saplandı. Çıkmıyor Nazenin bu acı geçmiyor ve geçmeyecek. "Sağlıklı olsun da ben onu dünyalar kadar seveceğim nasıl olsa... " Oysa ben sağlıklı doğmadım ve o beni hiç sevmedi özetim bu !
T. siz gecelerde hep "ANNE" diye ağlıyorum. Biliyorum ki dünyadaki bütün insanlar bambaşka dillerde hep "ANNE" diye ağlar. Yaralar ne denli farklı olsa da sığınılacak kucak hep aynıdır. İlk kuytumuz, ilk kokumuz, ilk şifamız...
Sayfa 91·Kitabı okudu