Kendi yatağımda ölü gibi yattığım zamanlarla ölü olarak yattığım an arasındaki tek farkın nefes alıp vermek olması ne kadar acı. Ruhum hâlâ buralarda ama nefesim yok ve onun yokluğu benim ölü olduğumun ispatı olmamalı. Nefes alıp veriyorken yaşıyor muydum sanki? Sanırım, bunu en çok da annemin düşünmesi gerek. Annem Müsemma Ayvaz'ın...
Acının ve sevginin barındığı her yürek
Şiire biçilmiş bir kaftandır.
Yüreğindeki toprağı biraz eşeleyerek
İçine şiirden çiçekler ek.
Sırtındaki yükü kelimelere yasladığında
Sırra ereceksin, içindeki aynada
Kelimeler şifadır, Lokman Hekim olana
Şimdi kalk ve yaz
Dermanı kendinde ara...
Annen yoksa kimsen yoktu bu hayatta. Ve ben de zavallıydım , kimsesizdim ve iliklerime kadar yalnızdım. Bu kepaze yaşamda en büyük lanetim kamburum falan değildi sevgisizlikti...
Kendimi öldürmek için bulduğum bu kör cesareti geçmişimi kurcalamak için bulamadım, Orası bir çöplüktü ve eşeledikçe koku arıyordu, savaşacak gücüm olsaydı bu kokuya rağmen eşelerdim ama ben güçlü olmayı pek beceremedim .