Zeynep Saygı

Zeynep Saygı
@Ahfaaheste
Lisans
Soma
16 Mart 1997
28 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Yine de, baskın olanlar eril değerlerdir. Kabaca söylemek gerekirse, futbol ve spor önemli'dir, buna karşın modaya karşı duyulan hayranlık ya da giysi satın almak 'bayağı' şeylerdir. Bütün bu değerler kaçınılmaz olarak gerçek hayattan kurmaca edebiyata taşınır. Bu önemli bir kitaptır, diye varsayar eleştirmen, çünkü misafir odasındaki kadınların duygularını irdeliyor. Dolayısıyla, bir savaş alanı sahnesi, bir mağazadaki sahneden daha önemlidir. Değer yargıları arasındaki bu farklılıklar, her yerde ve çoğu kez çok daha sinsice bir şekilde karşımıza çıkar.
Reklam
Avrupa'nın ömür tarafında, falanca çingeneyle ya da filanca soylu hanımefendiyle özgürce yaşadıktan ve savaşlara katıldıktan sonra, sıra kitaplarını yazmaya geldiğinde işine müthiş şekilde yarayacak olan türlü hayat deneyiminin içinden dilediğini sansürsüz ve engelsiz olarak seçip alabilen genç bir adam yaşıyordu. Şayet Tolstoy isimli bu adam, Priory' de evli bir kadınla 'dünya denen şeyden kopuk' gözden ırak bir yaşam sürmüş olsaydı, toplumun vermek istediği ahlak dersi onu ne gibi yüce duygulara ulaştırırsa ulaştırsın, Savaş ve Barış'ı yazması belki de mümkün olmazdı, diye düşünmeden edemedim.
Yine de, Vilette, Uğultulu Tepeler ve Middlemarch gibi bütün o iyi romanların, muhterem bir papazın evine girebilmekten öte bir hayat deneyimi yaşamamış olan kadınlar tarafından, hem de o saygın evin ortak oturma odasında yazılmış olduğu gerçeğini de kabul etmek gerekir. Üstelik de bu kadınlar, Uğultulu Tepeler'i ya da Jane Eyre'i yazabilmek için her seferinde birkaç tabaka kağıttan fazlasını alamayacak kadar yoksul idiler.
Sadece kendisinin değil, o dönemde yaşayan tüm hemcinslerinin kusurlarına da parmak basabilen bir romancıydı o. Dolayısıyla, daha fazla deneyim yaşama, daha fazla kişiyle iletişim kurma ve daha çok seyahat etme fırsatı elde edebilmiş ve dehasını uzaklardaki tarlalara bakarak ve tek başına hayal kurarak harcamamış olsaydı, o dehanın ne kadar muazzam faydalar sağlayacağını hiç kimse ondan daha iyi bilemezdi. Ama bütün bunlar ona bahşedilmemiş ondan esirgenmişti.
Gelin bir an için Charlotte Bronte'nin, diyelim ki yılda üç yüz sterlinlik bir geliri olduğunu düşünelim. O koşuşturmalı dünya, o hayat dolu şehirler ve yöreler hakkında her nasılsa daha çok bilgi edinmiş, daha çok deneyimler yaşamış, hemcinsleriyle daha çok görüşebilmiş ve daha farklı kişilerle tanışıklık kurabilmiş olsaydı, neler olurdu acaba?
Reklam