Suyun kurusun kanadın kırılsın değirmen
Yetişir beni üğüttüğün
Bırak cahilliğim saflığım gitmesin elden
Bilmek yanmakmış büsbütün
Ben ettim sen etme kuzum değirmenci baba
Boşuna değil bu telâş
Öğrettiğin acı şeyler gelmiyor hesaba
Mola ver dönmesin bu taş
Allahını seversen yarıda kes bu işi
Sürmesin bu korkulu düş
Rüzgâr dalda bırakır yarı olmuş yemişi
Tam olanı düşürürmüş
1. Bilinçaltının Bilinç Düzeyine Çıkışı
Cahit Sıtkı Tarancı’nın 1948 yılında yayımlanmış olan Değirmen şiirindeki yoğun ölüm kaygısına dayalı olarak şairin nevrotik kişiliği göze çarpmaktadır. Şairin âdeta kişiliğinin bir parçası hâline gelmiş olan endişenin kökeninde yer alan en önemli olgulardan biri çok sevdiği hayatı kaybetme korkusudur. Onun yoğun üzüntü ve ıstırap duygularının altında ölüm kaygısı yatmaktadır, bu da onda nevrotik bir kişiliğe sebep olmaktadır. Değirmen şiirinde bunun yansımalarını görmekteyiz. Şair hayatın akışını onu an-be-an ölüme yaklaştıran korkulu bir
düş olarak nitelemekte, ölmek istemediğini vurgulamaktadır: