Ahmet Yemez

Ahmet Yemez
@Ahmet_Yemezz
Türk Dili ve edebiyatı öğretmeni
756 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Ahmet Yemez

, bir kitap okudu
1/10
·288 syf.·
121 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 00:00
·
2026 1. kitabı
İlber Ortaylı
7.6/10 · 65,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Suyun kurusun kanadın kırılsın değirmen Yetişir beni üğüttüğün Bırak cahilliğim saflığım gitmesin elden Bilmek yanmakmış büsbütün Ben ettim sen etme kuzum değirmenci baba Boşuna değil bu telâş Öğrettiğin acı şeyler gelmiyor hesaba Mola ver dönmesin bu taş Allahını seversen yarıda kes bu işi Sürmesin bu korkulu düş Rüzgâr dalda bırakır yarı olmuş yemişi Tam olanı düşürürmüş 1. Bilinçaltının Bilinç Düzeyine Çıkışı Cahit Sıtkı Tarancı’nın 1948 yılında yayımlanmış olan Değirmen şiirindeki yoğun ölüm kaygısına dayalı olarak şairin nevrotik kişiliği göze çarpmaktadır. Şairin âdeta kişiliğinin bir parçası hâline gelmiş olan endişenin kökeninde yer alan en önemli olgulardan biri çok sevdiği hayatı kaybetme korkusudur. Onun yoğun üzüntü ve ıstırap duygularının altında ölüm kaygısı yatmaktadır, bu da onda nevrotik bir kişiliğe sebep olmaktadır. Değirmen şiirinde bunun yansımalarını görmekteyiz. Şair hayatın akışını onu an-be-an ölüme yaklaştıran korkulu bir düş olarak nitelemekte, ölmek istemediğini vurgulamaktadır:
TikTok YASAKLANMALI. Mafya dizileri YASAKLANMALI. Şiddet içerikli filmler YASAKLANMALI. 18 Yaş altına sosyal medya YASAKLANMALI. Şiddet içerikli online oyunlar YASAKLANMALI. Şiddet ve çarpık ilişkilerin reklamını yapan gündüz kuşağı programları YASAKLANMALI.
Berna Moran'dan
insan cennet bahçesinde yaratılmıştır ve Adem ile Havva bu günahsız ve ölümsüz cennet bahçesinde masum ve mutlu iken, kötülüğü temsil eden şeytan tarafından kandırılarak günah işler, ölümlü olur ve cennet bahçesinden kovulurlar. İkinci aşama dünyanın sonu gelene dek sürecek olan bir yolculuktur ki, insanoğlu güçlükler ve tehlikelerle dolu bu yolculukta, bağışlanmak umuduyla nefsine ve şeytana karşı savaşımını verir. Dünyanın sonu geldiğinde yeryüzünden silinen insanoğlu yeniden doğar ve iyilerin öbür dünyada cennete kavuşmasıyla üçüncü aşamaya geçmiş, başlangıç noktasına dönmüş olur. İnsanoğlunun bu serüveni yetkinlikten bir düşüşü, sınavdan geçmeyi ve yeni bir yetkinliğe yükselişi içerir. Yani cennet bahçesinin(masumiyetin,mutluluğun,ölümsüzlüğü) yitirilmesini ve sınavdan sonra bir benzerinin kazanılmasını. Gerek Batı edebiyatında gerekse bizim edebiyatımızda insanoğlunun bu serüveni, zaman zaman alegorik olarak kişisel düzeyde bir yolculuk olarak anlatılmıştır. Örneğin Şeyh Galib'in Hüsn ü Aşk'ında, Aşk, Hüsün'e sahip olabilmek için kalp kalesindeki kimyayı bulmak üzere yola çıkar ve türlü güçlüklerden sonra amacına ulaşır. Bu somut yolculuk öyküsü, alegorik olarak ruhun Tanrı'yı bulmak için gösterdiği çabayı ve geçirdiği sınavları temsil eder. Roman türüne geçersek bu arama arketipinin daha çok bir iç yolculuğa dönüştüğünü gözlemleriz. Kahraman illa ki dağlar, tepeler, denizler aşmaz, onun yerine yine türlü güçlüklerle savaşıp birtakım deneyimlerden geçtikten sonra kimliği hakkında yeni bir bilgiye ulaşır. Bilgisizlikten anlayışa geçer ki, gerçekte, üç aşamalı eski kalıbın bir iç yolculuk şeklinde yeniden uygulanmasıdır bu
Varoluşsal Sancılar
Beyin bir yandan gelen uyaran bombardımanına maruz kalırken nasıl oluyor da dünya algılayışımızda bir uyaran saklanması yaşamıyoruz ve yanıt da yine beyinde saklı. Çünkü sinir sisteminin amacı, dıştan ve içten gelen uyaranların oluşturduğu kaosu organize etmek ve uzaklarımızı bir düzen içinde algılamamızı sağlamaktır. Engin Geçtan, Hayat