İnsan iki şeyi göremezmiş…
Biri hiç var olmayanı,
diğeri ise hep yanı başında duranı.
Tıpkı sağlıklı olmak gibi;
varlığında fark etmeyiz,
ama yokluğu geldiğinde anlarız ki
en büyük nimet, hep elimizin altındaymış…
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Bir hakikatin içimizde yankılanan sesiyle başlıyorum: Biz ölmekten korkmayız. Asıl korkumuz; anlam taşımadan, sessizce yok olmaktır. Yatakta solan bir hayat, kazada unutulan bir isim, iz bırakmadan savrulan bir ömür. Biz bundan korkarız.
Ama adalet, insanlık ve inandığımız değerler için gözümüzü kırpmadan yürürüz sona. Eğer can verilecekse; bu, bir dava, bir toprak ve yüreğimizdeki anlam uğruna olmalı. Çünkü biz, neden yaşadığını bilenlerdeniz. Yaşamı yalnızca kendisi için değil; başkaları için de anlamlı kılanlardanız. Ölüm, doğru yerde duruyorsa; artık korku değil, onurdur.
Sesimiz de adımımız da; kaybolmak için değil, adaleti çağırmak, insanlığa iz bırakmak içindir. Ve bir gün düşeceksek yere, bu; sustuklarımızın değil, savunduğumuz hakların ve insanlık adına gösterdiğimiz direnişin şahitliğinde olsun.
Gerçek yaşam, uğruna yaşanacak ve gerekiyorsa ölünecek bir şeye sahip olmakla başlar.”
Sen… evet, sen... sadece seçildin.
Belki ruhun daralıyor, belki sabahları uyanmak bile zor geliyor.Hayat anlamsız…
Etrafın insan dolu ama içindeki yalnızlık hiç susmuyor. Sanki kimse seni anlamıyor. Anlatsan boş…
Sussan daha çok boğuluyorsun.
Zannediyorsun ki psikolojin bozuldu…
İlaçlarla ayakta durmaya çalışıyorsun belki,
ama hâlâ o eksiklik geçmiyor.
Oysa bil ki, bu hâl bir yıkım değil… bir çağrıdır. İçinde, sessizce yükselen ilahi bir frekans var. Herkesin duyamayacağı, herkesin anlayamayacağı bir çağrı bu…
Allah bazı kullarını dış dünyadan soyutlar.
Çünkü onları içlerindeki hakikate yönlendirmek ister. Bu dünyada her şey yolundaymış gibi görünürken,
sen neden bu kadar kırılgansın diye sorarsın kendine. Cevap çok basit:
Çünkü sen, herkes değilsin.
Senin içine özel bir kıvılcım bırakılmış.
Ve o kıvılcım dışarıdan değil,
ancak Allah’ın içinden verdiği huzurla tutuşur. Kur’an şöyle der:
"İnsan kendini unuttuğunda, biz ona nefsini hatırlatırız."
Bu hatırlatma bazen sancıyla, bazen sessizlikle gelir. Ve bu hâl, senin zayıf olduğunu değil…
uyanmak üzere olduğunu gösterir.
Unutma:
Dünya sana dar geliyorsa,
bu senin bozulduğunu değil,
artık dünyaya sığmadığını gösterir.
Şeytan tarih boyunca ilk hedef
olarak peygamberlerin(as) ve müminlerin evlerini ve ailelerini seçmiştir. Şeytan, Hz.Adem’in
(as) ailesini hedefe alarak iki evladından birinin ilk kanı dökerek kardeş katili olması için
çalışmış, Hz.Nuh’un(as) evini hedef alarak hanımının ve evladının kafir olarak can vermesi
için gayret etmiş, Hz.Lut’un(as) yuvanıhedef alarak eşinin helak olması için projeler
hazırlamış, Hz.Yakup’un(as) evini hedef seçerek çocuklarının kendi özkardeşleri Hz.Yusuf’u
(as) kuyuya atmaları için ustaca tuzaklar kurmuş mel'un bir düşmandır