Yazarın okuduğum ilk kitabı. Bir derdi bir amacı varmı ya da dünya görüşü nasıl bunları hiç bilmeden başladım kitaba. Kitap öncelikle keyifli bir roman. Kendini okutuyor ve edebi bir zevk veriyor. Ama yazar bu kitabı yalnızca bunun için mi kaleme almış derseniz ben bunun böyle olmadığını kitap içinde çok defa farkettim.
Kitapta bir kişiden başlayıp tüm dünyaya yayılan bir körlük salgını söz konusu.
Körlük salgını mı? Tüm dünyanın kör olması mı? Zaten kör değil miyiz?
"Onların kalpleri vardır anlamazlar, gözleri vardır görmezler, kulakları vardır işitmezler. İşte onlar hayvan gibi hatta ondan da aşağılıktırlar." (Araf 179)
Her şey yeterince açık. Görmeden kasıt insani olan görme eylemidir beşeri olan değil. Evet toplumun gören gözleri var. Herkes gayet güzel gördüğünü iddia edebilir. Eğer kör değilsek nerden kaynaklanıyor bunca kötülük, bunca gaddarlık, bunca eşitsizlik ve adaletsizlik?
Tamam çok kötü insanlar var bu dünyada, onlar çok güçlüler belki ama bunun böyle olması bizim körlüğümüze mazaret olamaz. Her gün açlıktan ölen binlerce çocuğun olduğu , yıkılıp talan edilmiş şehirlerde binlerce kadının tecavüze uğradığı, yaşamında zerre kadar mutluluk yüzü görmeyen tek derdi hayatta kalmak olan milyonlarca insanın olduğu bu dünyada bizler görüyor olduğumuzu iddia edemeyiz. Sırf bu sorunları yaşayan bizler değiliz diye onlara sırt çeviriyoruz. İşte körlük budur. Akşamki maçın sonucunun ne olacağından başka bir derdimiz beklentimiz yok.
Yalnızca kendi aile saadetiyle ilgilenen , kendi menfaatleri ve maslahatları için çırpınan bizler yeri geldiğinde vicdanımızı rahatlatmak için iyilik yaparız, ahiretimizi garanti altına almak için ibadet ederiz ve iyi insanlar olduğumuzu sanarız ama büyük resmi asla göremeyiz. İşte körlük budur.
Gözümüzün önünden sakat bir köpek